Gecenin Ucunda | Peride Celal

Gecenin Ucunda | Peride Celâl ( 1916 – 2013 )

Okunma Zamanı: 09 – 15 Mayıs 2022

Roman | 2. Basım – 1996 | Can Yayınları | 496 sf.

📌”İnsan kendi kendisini inceleyebildiği, duygularının, davranışlarının hesabını hakça, açıkça verebildiği kadar büyür.” ( s.257 )

Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Peride Celâl Okumalarım” kapsamında, üçü öykü kitabı olmak üzere yedinci kitabımdı Gecenin Ucunda romanı.

Bana kalırsa, bu roman yazdığım en güzel aşk romanıdır.” demiş Peride Celal. Sevdiğim bir yazar olduğu için merakla okudum. Diğer romanlarında olduğu gibi bu romanında da karakterler öyle güzel işlenmiş ki, okumuyor izliyorsunuz sanki. İnternet ortamında okuduğum bir haberde, romandan uyarlanarak dizi filmi yapılacağı yazıyordu.

Peride Celal’ in kahramanları, diğer eserlerinde olduğu gibi, kentli kesimden. Zaten kendisi bir röportajında, “en iyi bildiğim çevreyi yazıyorum” demiş. Nitekim bu romanında ironik bir şekilde, alay edercesine, üstelik özel isim gibi “Kaymak Takımı” tanımlaması çok kullanılıyor. Bahsi geçen bu takım, pek de sütten çıkmış ak kaşık değil.

İki yüzü vardır her insanın. Biri, içimizde kaynayan gizli düşüncelerimiz, isteklerimiz, kendi kendimize söylemekten utandığınız tutkularımız, kötü çarpık kayışlarla dolu öz varlığımız; öbürü kurnazca gerip onardığımız, parlayıp cilaladığımız yüzümüzde, gözümüzde, dilimizde dışarıya aktardığımız dış yaşantımız.” (s.165) cümlesi karakterlerin hallerine ve gidişlerine anlamlı bir özettir.

Kaymak Takımı” tanımı, beni lise yıllarıma götürdü sevgili okurlar. Bir gün, Tarih hocamız bir dersinde, “kalburun üstündeki mi değerlidir, altındaki mi?” diye bir soru sormuştu. Hiç unutmadım bu soruyu. İşte bu romanı okurken “Kaymak Takımı” tanımı ile kendini eşleyiverdi bir anda!

Romanımızın kahramanlarından Macide, bir bankanın hukuk müşavirliğinde çalışan, otuzu geçmiş bir kadın. Sevmediği bir okulu okumuş, sevmediği bir işi yapıyor. Erkek karakter, sonradan zengin olmuş armatör Kâzım Işık. Macide roman süresince, erkek kahramanın adını, soyadı ile birlikte kullanıyor, araya mesafe koymak ister gibi. Aslında “Işık ” romanın metaforu. Hem mecazi anlamda hem de gerçek anlamda kullanılmakta.

“Her şey değişebilir Macide Hanım kızım. Hayatınız değişebilir. Önemli olan sizin içinizin değişmemesi, yüreğinizin sağlam, inançlı dayanabilmesidir kötülüklere.” ( s.369)

Kurgu akıcı olmakla birlikte, Macide’nin anlatımından yola çıkarak, diyaloglar içerse de genelde Macide’nin bilinç akışından öğreniyoruz neler olduğunu.

Rüyada mıyım, gerçekte miyim bilemiyorum. Kat kat aydınlıklar açılıyor önümde, anılar gelip geçiyor dalga dalga üstümden.” ( s.370) cümlesi de okura el feneri oluyor bir nevî.

Eşinden boşanmış ve hamile bir Macide ile tanışıyoruz romanın başında. Sonrasında yan karakterlerle, geçmişe ve Macide’nin günceline geliş – gidişlerle bir sancılı aşk hikâyesinin içinde yol alıyoruz. Macide’ye, “Bir zamanlar insana doğru açılıp genişleyen bir yüreğim vardı. Kötü günlerim kadar umutla, inanışla sımsıcak dolduğum, ısındığım zamanlarım da vardı.” ( s.413) cümlesini söyleten olaylar zincirini adım adım takip ediyoruz.

Sonuç, doğal olarak insana dair ne varsa, karakterlerde de o var. Arka plan mı yoksa panaroma mı demeliyim, Türkiye’nin sosyolojik yapısı, üniversite camiası ile ilgili analizler.

Bilinç akışı tekniği, hızlı bir okuma olanağı sunmasa da kendini okutan bir kurgu sunmuş okura Peride Celal. Kimi yerde sabrımı denemedi değil hani. Onun dışında, yazı puntosunun küçüklüğü gözlerimin çabuk yorulmasına sebep oldu. 496 sayfalık kitap, bir boy büyük punto ile yazılsa rahat okunurdu belki ama sayfa sayısı altı yüzü geçerdi muhtemelen. Elimdeki kitabın baskısı olmadığı için sahaftan bulmuştum. Yazarın kitaplarını H2O Yayınları yeniden basıyor. Bugüne değin üç öykü kitabı ve bir romanını bastılar. Diğerlerinin akıbeti meçhul. Umarım basmaya devam ederler.

Sevgimle ve şevkimle ilettim. Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun!

Alıntı:


📌”Varlıklı olmanın bir kötülüğü, dış dünyanın kapılarını bir bir kapatmasıydı insanın üstüne. Şimdi neden varlıklı kişilerin, yoksulların halinden anlamadıklarını daha iyi biliyorum. Çok zaman unutuyorlardı onları. Dünyada başka düşkün kişiler olabileceğini, kendilerini saran parayla örülmüş yüksek güven duvarlarının dışında açlık ve yokluk kaynaşmasının sürüp gittiğini görmez oluyorlardı. Anlattığımız zaman ‘edebiyat’ diyenler, gülenler, budalalığınıza şaşanlar da vardı.” ( s.390)

“…; iyi olmak, insan olmak, doğru kalabilmek, bu kötü dünyada ne güç işti. Şurada burada sevinçle, umutla durakladığımız saçma bir yolculuğa benziyordu hayat.” ( s.474)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s