📚NE OKUDUM – KASIM 2022📚

Ne olsa düşünmek, eylemenin ilk adımıdır.” ( s.152 – HAYIR...”

📚NE OKUDUM – KASIM 2022 📚

🌳İstanbul’da Bir Yabancı | Halide Edib Adıvar | Can Yayınları | Roman

🌳Neden İnsanları Dış Görünüşlerine Göre Yargılarız? | Edward Dutton | Liberus Kitap | Bilim Tarihi

🌳Kör Müzisyen | Vladimir Korolenko | Vakıfbank Kültür Yayınları | Roman

🌳HAYIR… | Adalet Ağaoğlu | Everest Yayınları | Roman | Dar Zamanlar Üçlemesi‘nin 3.kitabı

🌳Öngörülemeyen Bir Dünyada YAŞAMAK! | Frédéric Lenoir | T. İş Bankası Kültür Yayınları |
Felsefe

🌳Masallar Bize Ne Anlatır? | Yücel Feyzioğlu | Doğu Batı Yayınları | Edebiyat | Öğretmenler ve Aileler İçin Masalların 40 İşlevi

Bütün kitaplar, bütün iyi ve güzel kitaplar bilinç an’larımızı ışıldatan kitaplar değil midir? Bütün tablolar, heykeller, müzik parçaları? Avuçlarımızdan kaçan ne varsa, ancak onlarla yakalayabiliyoruz.” ( s.270) | Hayır… | Adalet Ağaoğlu

Hepsini severek, ilgiyle ve öğrenerek okudum. İçlerinde, okuma yelpazenize uyan / uyanlar varsa içtenlikle öneririm.

Sevgimle ve şevkimle ilettim!

Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun 🙏📚

📌Yukarıdan aşağıya doğru yaptığım listeleme, “beğeni” sırası değildir.

HAYIR… | Adalet Ağaoğlu ( 1929 – 2020 )

Herkesin içinde kalan düşleri… Hiçbir düş, hiçbir tasarı, hiçbir özlem sandıklarda kalmamalı.” ( s.53 )

Uzun zamandır şöyle kahveli bi’ fotoğraf paylaşmadım yahu. Hatırım kalmasın! Hak ettim ama. Bizim Beşiktaş’ın pazarı var bugün. Meyveler yıkandı yerleştirildi.. Sebzeler temizlendi.  Pişecekler hazırlandı…. Şuncacık iş nasıl el oyalıyor ve vakit alıyor… Şimdi azıcık okuma ve dinlenme vakti…

Roman | 1. Baskı – Haziran 2014

Everest Yayınları | 303 sf.

Adalet Ağaoğlu’nun “Dar Zamanlar Üçlemesi” nin ilk iki kitabını – notlarıma göre – 2017 ve 2018 yıllarında okumuşum, üstelik tersten okumuşum! Birinci ile ikinciyi yer değiştirerek; muhtemelen dikkat etmedim.
Son kitabı için ise – ha bugün ha yarın, diye diye 2022 yılını bulmuşum… Pes, dedim kendime…


Neyse, 5 ana bölüm var , ikinci bölüme geldim.
68 kuşağı sosyolog Prof.Aysel Dereli’ye, yaşatılanlardan sonra, ödül gecesi düzenlenmiş. Dereli o geceye hazırlanırken, bilinç akışı ile, geçmişe de gidiyor geliyor. Bu vesile ile duruşmada kendini nasıl savunduğunu, yazdığı kitabın içeriğini, özel ve fakülte hayatını da detaylıca öğreniyoruz. Adalet Ağaoğlu diğer iki kitap sonrasında zirve ile bitiriyor üçlemeyi sanki. Henüz bitmedi ama yine çok beğendim.
Ayrı bir değerlendirme yazısı yazmayacağım. O yüzden biraz bahsetmek istedim.


2022 yılındayız… Canım Türkiyemin aydınlarına yaşatılan da, bahaneler de heep aynı! Hiç mi ders almıyoruz da bizi aptal yerine koyuyorlar, diye sinirlenip  duruyorum okurken! Gerçekten de artık HAYIIIR!!! demenin vakti geldi de geçti bile!
Bir dönemi öğrenmek ve okumak isteyenlere içtenlikle ilettim efendim…

Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun!

📌Not: Dar Zamanlar Üçlemesi

1.kitap ➡️ Ölmeye Yatmak

2.kitap ➡️ Bir Düğün Gecesi

3.kitap ➡️ Hayır…

Everest Yayınları

Alıntı:

✒”Kendinden başka dayanabileceğin hangi duvar kaldı peki, hangi tavan noktası Prof. Aysel Dereli?” ( s.77 )

✒”Demek, istesek bile, herkesten hiç de farklı değiliz. Ben, sandığın gibi farklı değilim. Tutum değişik, sonuç aynı: Herkesin hayatını yaşıyoruz. Farklılık sadece bir yanılsama; hepsi bu.” ( s.81)

✒”Herkesi, kendi küçük delilikleri ayakta tutar.“(s.95)

✒”Kitaplardan edinilen bilgiler önce kafadan geçiyor, hayattan öğrenilenler, önce yürekten…” ( s.139)

Kör Müzisyen | Vladimir Korolenko

Kör Müzisyen | Vladimir Korolenko (1853 – 1921 )

Türkçesi: Levent Özübek

Okunma Zamanı: 16 – 20 Kasım 2022

Roman | 1. baskı – Ağustos 2020 |

Vakıfbank Kültür Yayınları | 228 sf.

Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Okunmayı bekleyen kitaplarımdan biri idi Kör Müzisyen, çok şükür, severek okunanlara terfi etti. Bana kalsa daha beklerdi. Okur dostlarımdan Seda Ediz, okuyacağı kitapları paylaşınca, istek şarkı yapanlar gibi ben de – gayet arsızca – istek kitap ricasında bulunarak bu kitaba öncelik olabilir mi, diye sormuştum; kırmadı sağ olsun. Yürekten teşekkürlerimi gönderiyorum ona.

Çok severek okudum Kör Müzisyen‘i! Hem eğitsel hem de psikolojik açıdan dolu dolu bir kurgu. Doğa betimlemeleri muhteşem. Tabii çevirmeni Levent Özübek’in hakkını hemen teslim edeyim. Rusça’dan çeviri yapanlar arasında adını ilk kez bu kitapta gördüm doğrusu, meğer telifli kitapları da varmış.

🎶”Hepimiz böyleyiz. Doğuştan körüz.” ( s.190)

Doğuştan görme engelli Pyotr’un bebekliğinden başlayarak, hem annesi hem de ağırlıklı olarak savaş gazisi Maksim Dayı’sının çabalarıyla gerek duygusal gerekse algısal gelişimini okuyoruz kurgu boyunca. Bilindik bir romanın adıyla tanımlarsam şöyle derim, doğuştan kör bir gencin sanatçı olarak portresi… Dolayısıyla, edebiyat terminolojisi ile söylersek “Bildungs roman”; bendeki çağrışımı bu.

Pyotr’un görme engeli, onun işitsel yeteneğini öne çıkarıyor. Bu yüzden kimsenin farketmediği sesleri algılar hale geliyor. Annesi piyano çalıyor, zamanla Pyotr da çalar hale geliyor ancak onun en çok sevdiği müzik aleti – yanında her yere taşıyabildiği ve içli sesini sevdiği için – bir kaval!

Ergenliğin getirdiği duygu karmaşası da işin içine girince Pyotr için zor zamanlar başlıyor. İsyan ediyor.

Bilinci yerinde olmanın zevklerini ve zulmünü tadan her insan, belli bir yaşta, – ama az ama çok- bir ruhsal bunalım dönemine girer. İnsan, yaşam etkinliğinin eşiğinde bir durur, doğadaki yerini, çevresindeki dünyayla olan ilişkisini belirlemeye çalışır. Bu, zorlu bir süreçtir ve yaşamsal gücü onu büyük bir hasar görmeden bu eşikten geçirebilecek biri için iyi bir şeydir.” ( s.189)

İşte Pyotr’u tam da bu zorlu eşikten geçirecek bir planı vardır Maksim Dayı’sının. Onu, kitabı okuyacaklara bırakayım.

Akıcı kurgusunu çok beğendim. Okuyana bütün duyguları yaşatıyor. En sevdiğim bölüm ise, Maksim Dayı’nın mevsimleri araç olarak kullanarak, doğadaki değişimleri hem renk vurgusu hem de ses vurgusuyla, döktürürcesine Pyotr’a anlattığı bölüm. Neredeyse her satırın altını çizdim!

Yazarın künyesinde, “Rus edebiyatının altın çağının son temsilcilerinden biri…” olduğu belirtilmiş.

İlk defa okuduğum yazarın bu eserini çok sevdim. Sıkılmadan, merakla akıcı bir okuma vadediyor doğrusu.

Sevgimle ve şevkimle ilettim. Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun!

🎹”Körlük görünür dünyayı aşılamaz bir perdenin arkasına gizler, beynin üzerine şüphesiz ağır bir baskıyla engel olarak düşer, onun çalışmasını engeller, iç karartır. Ama yine de kalıtsal faktörlerle, görmeden başka duyularla edinilen algılarla, beyin karanlığa rağmen kendine canlı bir dünya yaratır. Bu gölgeli bir dünyadır, belki melankolik, hüzünlü, yine de belli belirsiz bir şiirsellikten yoksun değildir.” ( s.64)

🎶”…, genel olarak sesler ve renkler aynı manevi dürtülerin sembolüdür.” ( s.194 )

Kitap Ekleri

Evet, bir kalem – kâğıt nesli olarak, en sevdiğim uğraşlardan biridir fotoğraftaki manzara!
Kes – tarih at – ekin adını yaz – ilgili kitabın içine koy! Tabii önce, kendini düzenli zanneden bir kütüphanede kitabı bulmak şart! Dolaylı spor, diyerek kendimi teselli etsem de, epey çığrından çıkmış halde. Bilmem kaçıncı kez, tekrar düzenlenecek, tozları alınacak ve üşenilmeden havalandırılacak her bir kitap! Bir bölüm bitince, diğerleri öksüz kalıyor, araya günler değil aylar giriyor bazen. Gülü seven dikenine katlanır, şikâyet değil durum tespiti. Zira yakında yine bir bölüme el atacağım…

Bütün dertler böyle olsa keşke; bir tatlı huzur  aldığım, kötü gündemi unuttuğum bir uğraş… iyi ki var dediğim…

Bu arada bir dileğim var. Sabri Gürses’in düzenli olarak Cumhuriyet Kitap Eki’nde kaleme aldığı yazıları kitap halinde yayımlanır umarım.

Yeni haftanız olabildiği ölçüde güzel geçsin efendim

#kitap #okumak #kitapekleri #reading #book #kitaplar  #kütüphane #bookworm #kitapkurdu
#library #bookcase #bookshelf #kitaplık

Neden İnsanları Dış Görünüşlerine Göre Yargılarız? | Edward Dutton

Neden İnsanları Dış Görünüşlerine Göre Yargılarız? | How to Judge People by What They Look Like | Edward Dutton ( d.1980 )

Çeviri: Ayşe Betül Kum

Okunma Zamanı: 08 – 09 Kasım 2022

Bilim Tarihi | 1. Baskı – Ekim 2022 |

Liberus Kitap | 100 sf.

Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Kitap başlığı ilgimi çektiği için yakın zamanda aldığım bir kitap bu. Bekletmeden okuma sebebim de aynı. Neden? Çünkü “O” başlık, ister istemez hep yaptığımız birşey. Dolayısıyla bu davranışın altında yatan nedenleri merak ettim efendim. Neyse ki bu davranışın anormal ya da ahlâksız bir davranış olmadığını, hatta bir savunma mekanizması olarak buna ihtiyacımız olduğunu öğrenmiş oldum genel hatları ile.

Genel hatları dedim, çünkü Edward Dutton akademisyen olmanın gereği olarak, aktardığı tüm çıkarımları, hatta referans verdiği araştırmalardan alıntıladığı tek bir cümlenin bile kaynağını belirtmiş. Dolayısıyla 100 sayfalık kitabın – küçük puntolarla yazılmış halde bile – 12 sayfasını Kaynakça oluşturuyor.

Kitabın edebiyattan sıkça alıntı yapılan kısmı, iki çok bilinen İngiliz edebiyatı eserine ait; elbette buraya yazmayacağım, okuyacak olanlara kalsın istiyorum.

Dürüst olmam gerekirse, bu derece detaylı bir kitap beklemiyordum. Daha doğrusu, sosyoloji odaklı bir kitap olduğunu sanmıştım. Hormonlardan, vücut yapısına, göz, parmak şeklimize, saç ve ten rengimize, kadın – erkek vücuda yaptırılan dövmelere, ırka, cilt kalitemize, cinsel yönelimimize, solaklığa, hayvanlara, vb. neler neler incelemiş araştırmacı yazar, hayret ettim!

Yazarın lisans eğitimi İlahiyat. Din çalışmaları üzerine doktora yapmış. Finlandiya’da yaşıyor ve din antropolojisi dalında yardımcı doçent.

Peki, neden sosyolojik bir inceleme değil de fiziksel detaylar üzerinden bir araştırma yapmış?
Gerekçesi şöyle:

Durmaksızın değişen sosyolojik göstergelerden daha güvenilir şeylere ihtiyacımız var. Dünyanın her yerinde, her kültürde, her yaş grubunda ve her ırkta işe yarayan kalıcı şeylere ihtiyacımız var. Bu da fizyonomidir.” ( s.29)

Bu gerekçesinin hangi aşamaya kadar faydalı olduğunu ise şöyle açıklamış:

Tabii ki bir kişiyi gerçekten tanıdıktan sonra onun psikolojisini birinci elden anlayabiliriz ve onu dış görünüşüne göre yargılamak ihtiyacı ortadan kalkar. Bu sebeple fizyonomi – pratik anlamda – çok iyi tanımadığımız insanlara yöneldiğinde yararlı olmaktadır.” ( s.82)

Özetle, çok iyi tanımadığımız kişiler hakkında kabaca ve güvenlik nedeniyle böyle bir yola tevessül ettiğimiz anlaşılıyor.

Biliminsanları ne kadar farklı şeyler araştırıp yayımlıyorlar, hayret ettim. Bu tarz kitaplar okuduğumda, bir okur olarak, kabımın alabileceğini alır, heybeme atar yoluma devam ederim Sevgili Okurlar! Enteresan şeyler okudum doğrusu!

Son derece çok veri içeren kitabın çevirmeni Ayşe Betül Kum’a teşekkür ederim.

Bu tarz kitaplara meyili olanlara sevgimle ve merakımla ilettim! Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun!

Masallar Bize Ne Anlatır? | Yücel Feyzioğlu

Masallar Bize Ne Anlatır? | Yücel Feyzioğlu ( d.1946)

Alt başlık: Öğretmenler ve Aileler İçin Masalların 40 İşlevi

Okunma Zamanı: 01 – 07 Kasım 2022

Edebiyat – İnceleme | 2. Baskı – Eylül 2020

Doğu Batı Yayınları | 164 sf.

Selâmlar Sevgili Kitap Dostları! 📚

Öncelikle, bu kitabı ve kıymetli yazarını farketmeme vesile olan Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki’nde yazıları çıkan değerli yazarlarımızdan Adnan Binyazar’a yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki Yücel Feyzioğlu’nun kendisine yolladığı mektubu bölümünde yayımlamış.

Yücel Feyzioğlu, ülkemizde öğretmenlik yaparken ( 1965 – 1971), yurt dışına ( Almanya) gitmek zorunda kalan aydınlarımızdan. Türkolog Pertev Naili Boratav ve nicesi gibi. Kişisel dil sorununu çözünce Almanya’da öğretmenlik yapmış ( 1974 – 1985).

İlginç bir hikâyesi var. İlk başlarda çocukların uyum sorunu oluşunca, masallara başvurmuş ve güzel sonuç almış. Fakat standart eğitime alışık olan veliler Alman Bölge Eğitim yetkilisine şikâyet etmişler kendisini. Yetkili gelmiş, dersi izlemiş ve hayran kalmış! Bu yöntemin diğer okullarda da uygulanmasına dair başvuru yapacağını söylemiş ve dediğini de yapmış! Ben kabaca buraya aktardım. Yetkili ile Yücel Feyzioğlu’nun arasında öyle tatlı bir diyalog var ki, öyle bir soru soruyor ki Feyzioğlu’na kahkaha atmadan duramadım!

Yazarı hakkında bunca yazdın da kitaba dair tek cümle kurmadın henüz, diyecek olursanız, haklısınız. Bundan muradım, benim gibi yazarı tanımayan varsa, bilgi vermek istememdir.

Alt başlık, hedef ve uygulayıcı kitle olarak öğretmen ve ailelere referans verse de, dileğim herkesin okumasıdır.

Almanya’ya göç etmiş, dil ve kültür karmaşası yaşayanlar kadar, Alman okullarında okuyanlara da başka kültürleri tanıtmak, ortak değerler keşfetmek ve kardeşlik ortamı oluşmasına katkı sağlamak adına olumlu sonuçlar alınmış.

Türkoloji gözlüğünden bakıldığında ise Türk dünyasında ( Kazak, Altay, Anadolu, Balkan, Gagavuz, Özbekistan, Türkmenistan vb.) bulunan ve derlenmiş masallar var. Yazar, her işlev için ilgili masalın özetini vermiş. Kişisel tecrübelerini, anılarını ve düşüncelerini de eklemiş elbette.

Çocuk, masallarla büyümüşse, merak etme melekesi gelişmiş olur, hikâyeye, romana, bilimsel eserlere çok kolay geçer.” ( s.75) demiş örneğin bir bölümde. Kendi çocuğu büyürken uyguladığı yöntem ayrıca ilgimi çekti!

Kitabın sonunda, okul öncesinden, 10 yaş ve üstüne kadar, Seviye Masalları listesi konmuş. Bu masallar Batı kaynaklı olmayıp, Anadolu dahil Türk dünyası kaynaklı.

Sadece yabancı masallarla büyüyen çocuk kültürel kimlik ve kişilik sahibi olabilir mi?” ( s.9)

İyilik, kötülük, tembellik, değer bilme, kendi isteğini gerçekleştirmek için çabalama, sana benzemeyene hoşgörü, dürüstlük, yardımlaşma ve daha nice amaç için masallar nasıl işlev görür, anlayış ve kavrayış geliştirir?

Ciddi bir emekle yıllar içinde araştırılıp bulunmuş, kayda geçirilmiş masallar, çocuk edebiyatına katkı sunulmuş.

Yücel Feyzioğlu’nun, Sihirli Limon kitabı, 2002 yılında Almanya Eğitim Bakanlığı’nın “20 kitap listesi” ne seçilmiş. Ayrıca kendisine, 2019 Türksoy – Cengiz Aytmatov Madalyası verilmiş.

Burada durayım ve Yücel Hoca’nın sözleri ile bitireyim yazımı. Neredeyse milli sporumuz haline gelen “öğüt vermek” ile ilgili…

Büyükler gibi çocuklar da öğütten sıkılır. Öğüdü kulağının arkasına atar. Ama birçok aile ille de öğüt vererek yüzlerce yıl geçmişten gelen gelenek ve töreleri çocuğuna aktarmak ister. Haklıdır da. Ancak yöntem yanlıştır. Gelenek ve töreleri en etkili şekilde çocuklara aktaracak olan öğüt değil, masalların kendisidir.” ( s.61 )

Merakla, ilgiyle ve severek okudum. Daha önce duymadığım, okumadığım masallar vardı. En tanıdık geleni Keloğlan, düşünün artık.

Sevgimle ve şevkimle ilettim. Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun!

Not: 07 Haziran 2021 tarihinde, Edebiyathaber.net sitesinde Yücel Feyzioğlu ile bir röportaj yayımlanmış. Merak edenler okuyabilir.

Kitabı okuduktan sonra satın aldığım beş masal kitabı…

YAŞAMAK | Frédéric Lenoir

Öngörülemeyen Bir Dünyada YAŞAMAK! | VIVRE! Dans un monde imprévisible | Frédéric Lenoir ( d.1962)

Çeviri: Murat Erşen

Okunma Zamanı: 02 – 03 Kasım 2022

Felsefe | 1.basım – Ağustos 2022

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları | 60 sf.

📌”Krizler, sarsıntılar, hastalıklar tesadüfen ortaya çıkmaz. Bir gidişatı düzeltmemiz, yeni yönelimler keşfetmemiz, başka bir yaşam yolunu deneyimlememiz için gösterge görevi görürler.
Carl Gustav JUNG

Fransız düşünür Frédéric Lenoir, kitabının başına, referans olarak Jung’un, yukarıya alıntıladığım cümlesini koyarak, bu kitapla ilgili ipucu vermiş aslında. Covid-19 sürecinde yaşadıklarımızdan yola çıkarak yaptığı gözlemleri, kendi özel deneyimlerini de katarak, “öngörülemeyen bir dünyada” karşımıza çıkan sorunlarla nasıl başa çıkacağımızı; “uyum sağlamak“, “bağları güçlendirmek“, “hayata anlam vermek, eylemek ve rıza göstermek” dahil 10 başlık altında düşüncesini paylaşmış. Daha detaylı bir kitabı ise yazmakta olduğunu belirtmiş. Zira elimizdeki bu kitap, bir el kitabı…

El kitabı” dedim diye , karamürsel sepeti sanmayın lütfen! Murat Erşen’in nitelikli çevirisiyle, tatlı dille, sohbet edercesine tek tek anlatmış örnekler vererek. Kimi konularda, Montaigne Aristoteles, Spinoza, Bacon, Abraham Maslow, Seneca, Victor Frankle, Marcus Aurelius, sinirbilim vb. den destek almış. Şimdi bu isimleri sıraladım diye, gözünüz korkmasın lütfen! Dediğim gibi son derece akıcı bir anlatımı var. Okumaya başladığınızda, ara vermek istemeyeceğiniz bir kitap. Keyifle ve merakla okuduğumu, verdiği kimi örneklerde ise duygulandığımı belirtmek isterim.

Şimdiki zamanın aciliyeti içinde yazılmış bu küçük kitap, onu okuyan herkese kalıcı ışık ve rahatlık getirsin.” demiş Önsöz‘de. Bence yazarın maksadı hâsıl olmuştur benim açımdan!

Sevgimle ve şevkimle ilettim! Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun!

“Montaigne de Taocu bilgeler de bize iyi yaşamak için hayatın sürekli ve öngörülemeyen hareketine nasıl uyum sağlayacağımızı bilmemiz gerektiğini söyler.” ( s.17)

İstanbul’da Bir Yabancı | Halide Edib Adıvar

İstanbul’da Bir Yabancı | Halide Edib Adıvar ( 1882 – 1964 )

Okunma Zamanı: 02 Kasım 2022

Yer: Yurdumun iki güzide şehri arasındaki yüksek hızlı tren (YHT)

Roman | 1. Basım – Ekim 2022 |
Can Yayınları | 64 sf.

Önsöz ➡️ İstanbul’da Bir Yabancı Hakkında | Prof. Dr. İnci Enginün

Sunuş: Halide Edib’in Tefrika Olarak Kalan Bir Romanı: İstanbul’da Bir Yabancı | Erol Gökşen

İstanbulda Bir Yabancı tamamlanmış ama kısacık. Roman denmeli mi? (…) .. kısa, dağınık ve önceki romanlarının gücünde olmayan kalem denemelerinden.” ( s.9) demiş Prof. Enginün. Eleştiri değil sadece bir tespit.

Ayrıca, “Halide Edib’in son eserleri onun artık tükenmiş bir yazar olduğunu gösterse de yazmak arzusundan hiç kopmamış olduğunun da şahitleri.” ( s.10) diyerek hakkını teslim ediyor.

Evet, kısacık ve aceleci bir şekilde pat diye bitiyor. Konu batılılaşma ancak bir o kadar da İstanbullulaşma ve sonrasında İstanbul’un Anadolululaşması… Çok derine inip hadimi aşmak istemiyorum. Romandan, uzun bir alıntı paylaşarak – konunun anafikri diyebilirim – not düşmek istiyorum. Uzun alıntıdaki şu cümleye ayrıca bayıldım:

🌉”İstanbul bir insan kokteylidir,…” !

İstanbul’da kim yabancı kim yerli, konusu yirmi birinci yüzyılın da konusu olmaya devam ediyor! Ahhh! Güzel İstanbul, sen benim canım!💝

Bu kitap, sadece Halide Edib’in kalemi değil İnci Enginün’ün dört sayfalık Önsöz‘ü için bile okunur Sevgili Kitap Dostları!

Sevgimle ve şevkimle ilettim! Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun!

🌉”İstanbul’a asırlardan beri gelen değil, orada iki nesli yaşamış olanlar da İstanbulludur. Gerçi İstanbul, Roma’nın ve Bizans’ın daha sonraları da Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlar boyunca şehriydi. Fakat İstanbul hiçbir ırka bağlı olmayan, şahsı kendisine mahsus bir ülkedir. Oraya gelip de İsyanbullulaşmamış hiçbir fert, hatta hiçbir millet yoktur. Bilirsin ya! Venedik’ten, Cineve’den ve daha bilmem Garp’ın veyahut Şark’ın akla gelmeyen fertlerini İstanbul içine alır almaz kendisine mal etmişti. Belki bunların ağız burun ve diğer maddi şekillerinde bazı başkalıklar olabilir; fakat tavırları, edaları, şahsiyetleri İstanbulludur. İstanbul bir insan kokteylidir, anladın mı Merzukacığım?” ( s.20)

Evet, Boğaziçi suları dahi İstanbul’un toprakları gibi birbirine yabancı, aralarında asırlar farkı olan deniz vasıtalarının geçit yeri olmuştu.” ( s.27)

Unutursan Hatırla | A.Cansu Kamar

Unutursan Hatırla | A. Cansu Kamar ( d.1987)

Okunma Zamanı: 21 – 30 Ekim 2022

Kişisel Gelişim | 1. Baskı – Ocak 2020

Doğan Novus | 246 sf.

Bazen hayatın planları, seninkileri döver. Pek de güzel olur.” ( s.121)

Öyle olmuyor mu zaten!? 😄 Su akıyor, yolunu buluyor; çektiğim stres, yüreğime yük ederek gereksiz yükselttiğim tansiyon, peşinden gelen baş ağrıları zarar haneme yazılıp duruyor!

Paldır küldür giriş yaptım farkındayım! Affola!
Bu kitabı bitiremem bu ay, diye düşünmüştüm! Sanki bitirmeye mecburmuşum gibi, değil mi? Bakın işte bu da son derece gereksiz bir stres kaynağı! Bunun gibi, farkında olarak ya da olmayarak neleri “kafaya takıp” gerim gerim geriyoruz kendimizi. “Kendimizi” diyerek çoğul gönderme yaptım ama kendimi bu ruh halinde yakaladığım çok oluyor. Günümüz insanının – her ne kadar daha ağır sorunlar varsa da – kendiyle cebelleşme hâli pürmelâli!

Kaç iklimden geçer insan, bir günün içinde?” ( s.52)

Psikoterapist Cansu Kamar, hem mesleki hem de özel tecrübesini katarak, günümüz insanının hâlet-i ruhiyesini çok tatlı bir dille anlatmış! Severek okudum; belki doğru bir zamana denk geldiği için, “evet ya, bu dur!”, “Denemem lâzım” dediklerim de oldu! “Bunu doğru yapıyormuşum” , “Bunu uygulamak zor sanki” dediklerim de oldu!

Bu arada, çalıştığım dönemde, biraz da mesleki refleks ile bu tür kitapları çok okudum. Emekli olunca, uzunca bir süre ötelediğim bir tür oldu Kişisel Gelişim ve Psikoloji. Üç yıl önce Ege Soley’in Sakin adlı kitabıyla bu orucu bozmuş oldum.

📌Özellikle belirtmek isterim ki; insanın egosunu pompalayan kitaplara hâlâ mesafeliyim!

Cansu Kamar bu yola sapmamış bence. Zaman zaman kendimizi gereksiz hırpalıyoruz ya, işte oraya dikkat çekmiş!
Belki hissettiklerime, belki düşündüklerime belki de yapmak istediklerime denk düştüğünden keyifle, bazen gülerek ama severek okudum. İletmiş olayım efendim, sevgimle ve şevkimle!

Kitabın içine düştüğüm nota göre; tee iki yıl önce bana bu kitabı hediye eden sevgili hemşirem / dostum Aynur Onat Ağçiçek’e yürekten teşekkür ediyorum. Nasıl denk getiriyor bilmiyorum ama her seferinde nokta atışı seçimler yapıyor!

Cansu Kamar’dan kopya çekerek bitireyim:

Varlığıyla dinlendirenleriniz, eşlik edenleriniz bol olsun…” !

Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun!

📚NE OKUDUM | EKİM 2022📚

📚NE OKUDUM – EKİM – 2022📚

Vicdan denilen şey, insanın doğal ve tarafsız yanı. Her şeyi, özüne özge olan insanın tek ölçülür yanı… Böylece kavram, insan ruhunda bir tür şamandra – işaret noktası – oluyor” ( s.188) diye yazmış Ayla Kutlu, Zaman Da Eskir kitabında.
İnsan ruhumuzun “işaret noktası” vicdan ise; kitaplar olsa olsa ruhumuzun, yaşadıklarımızın, iyi ya da kötü tüm duygularımızın aynası sanki. O yüzden değil mi, kimi kitaplarda kendimizi bulmamız ya da “bir tek ben değilim demek ki” dedirten satırlarla teselli bulmamız! İyi ki varsın edebiyat, diyerek lâkırdıyı keseyim en iyisi!

“Umut iyidir. İnsanı canlı ve güçlü tutar…” ( s.267 – Zaman Da Eskir – Ayla Kutlu

Okuduklarım içinde hakkında yazmadığım tek kitap Bologna’nın Kırmızı Tenteleri. John Berger, amcası ve Bologna… Kısa ve sıcak bir anlatı.

Bu ay okuduğum kitapların hepsinin kendine has özellikleri olduğu için, severek ve merakla okudum.

Sevgimle ve şevkimle ilettim. Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun!

🌳Zaman Da Eskir | Ayla Kutlu | Bilgi Yayınevi | Anılar

🌳Ihlamurlar Altında Gezinti | Friedrich Schiller | Can Yayınları | Öykü

🌳Dedem Bir Japon Balığı | Işıl Şahin – İnci Özdemir | Roman – Çocuk Edebiyatı

🌳Emeğin Çukurovası | Der: Süreyya Köle | h2o Kitap | Çukurova Öykü Yarışması Seçkisi

🌳Modifiye Masallar | Nazmi Ağıl | Beyoğlu Kitabevi | Günümüze uyarlanmış Masallar

🌳Bologna’nın Kırmızı Tenteleri | John Berger | Yapı Kredi Yayınları | Anlatı
🕯”Kırmızı bir şehir. Bologna’daki gibi bir kırmızıyı hiçbir yerde görmedim. Ah, insan bir çözebilse o kırmızının sırrını.” ( s.20)
🕯”Avrupa’nın ilk laik üniversitesi ortaçağda burada kurulmuş.” ( s.24)