Seçme Dünya Masalları | Derleyen: Nuray Önoğlu

Seçme Dünya Masalları | Derleyen: Nuray Önoğlu
Okunma Zamanı: 19 – 22 Şubat 2021
Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Bir süredir masal okumaya başladım. İyi ki başladım. Hem kendi kültürümüzden hem başka kültürlerden masallar okuyunca, kimi masalların birbirine yakın ya da benzer olduğunu da farkediyorsunuz.

Kimin yazısıydı tam hatırlayamadım – Doğan Kuban’ın olabilir – orada “saf uygarlık yoktur” anlamında bir cümle okumuştum. Bence masallar bu tespiti doğruluyor.

Kıymetli Nuray Önoğlu’nu ilk olarak Yerdeniz Kitapçısı olarak keşfettim. Sonra çevirmenlik şapkasının da olduğunu öğrendim. Bu kitaba yazdığı Önsöz’de, yaptığı araştırmalar vesilesi ile epey geniş bir masal kütüphanesi oluştuğunu belirtiyor. İyi ki yapmış!

Kitabın arka kapağında:

Modern bilimsel araştırmalar bir film, tiyatro oyunu, masal anlatımı yahut sohbet esnasında iyi bir hikâye dinleyen insanın, dopamin, endorfinler gibi kimyasallar salgıladığını; bu kimyasalların da insanlar arasında bağlar kurmayı, empati yeteneğini ve başkalarına yönelik ihtimamı artırıcı etki yaptığını gösteriyor. Bu güzel masalların okuyanlarda bu etkileri uyandırması en büyük dileğimiz.

denilmiş.

Katılmamak elde değil! Gerçekten de okurken bunları tekrar tekrar tecrübe ediyorsunuz. Kaç yaşında olduğunuzun hiç önemi yok inanın. Ben masal okurken çok mutlu oluyorum, kimi zaman ise kendimi söylenirken yakalıyorum, merak duygunuzu gıdıkladığını da bir kenara yazalım.

Nuray Hanım’ın derleyip bu kitaba koyduğu 16 masalın kaynağı farklı kültürlere ait adından da anlaşılacağı üzere; örneğin Aborijin, Vietnam, Boşnak, Kelt, Ermeni, Ortadoğu, Fransız vb.

Sevgili Okurlar; masalları sevdim sevmesine ama kimi masalların sonlarında yer alan tekerlemeleri de sevdim.

Hangi ülkenin masalının sonu olduğunu yazmayacağım, okuyacak olanlar keşfetsin, sonu şöyle meselâ:

Sineğe vurdum palanı, dinlettim mi size bu koca yalanı? O yalan, bu yalan, fili yuttu bir yılan, bu da mı yalan? Gerçeğe çevirelim bu düzdüğümüz yalanı, hikâyedir bunun adı, söylemekle çıkar tadı.” ( s.54 )

Sevgili Nuray Önoğlu’nun emeğine ve Aylak Kitap’a içten teşekkür ediyorum.

Bendeniz masal okumalarıma devam edeceğim. Farklı bir okuma yapmak isteyenlere içtenlikle öneririm. Sevgimle iletiyor, keyfiyeti siz okurlara bırakıyorum efendim.

KIŞ | ALI SMITH

KIŞ / WINTER / ALI SMITH ( d.1962 )
Çeviri: Seda Çıngay Mellor / Kafka Kitap
Okunma Zamanı: 16 – 19 Şubat 2021
Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,
Ali Smith, “Hikâyelerle kitapların yapabildiği şeylerden biri de budur, aynı anda birden fazla zamanın olmasını mümkün kılarlar.” ( s.180 )

cümlesini yazar da, kitabında dediğini yapmaz mı? Yapar elbet… Bu kitapta ( Kış ) kimi kez kafam karıştı; rüya mı , gerçek mi, zaman sıçraması mı yaptı diyerek. Yine de sevdim.

Kış, mevsim dörtlemesinin ikinci kitabı olduğu gibi, benim de ikinci Ali Smith okumam. Kendisiyle yıldızımın tuttuğunu söyleyebilirim.

Mevsim demek zaman demek, en azından zamanı isimlendirdiğimiz ölçü ya da sözcüklerden biri. Sonbahar gibi Kış da – tıpkı mevsime ait üç ay gibi – üç bölümden oluşmuş.

Sonbahar ile ortak konular – mülteciler, politika, hakikat, göçmen olmak, Brexit oylaması, sistem eleştirisi gibi – olsa da asıl vurgulanan “zaman” kavramı idi. Bu yüzden hem güncelde hem geçmişte hem de gelecekte buluveriyorsunuz kendinizi.

Peki bu kimler aracılığı ile oluyor? Dört ana karakter; Sophia – Iris – Art – Lux…
Sophia ile Iris kızkardeşler; Iris yetmişlerinde bir aktivist ve altmışlarındaki Sophia’nın ablası. Art ( Arthur ) Sophia’nın oğlu. Lux, Art’ın sahte kızarkadaşı. Bu dörtlü, büyük bir evde Noel’i birlikte geçirmektedirler. İşte kurgunun tadına doyulmaz muhabbeti ve zaman aşırtan olayları bu şekilde akar. Edebiyat olmazsa olmaz o muhabbette! Ve tabii sanat da. Charles Dickens ‘dan girin, Charlie Chaplin’den çıkın; ya da John Keats’den girin, Shakespeare’in Cymbeline’ninden çıkın.

Sevgili Okurlar; etkileneceğinizi düşünüyorum. Aslında vurgulanacak çok konu var ancak onları kitabı okuyacak olanlara bırakayım.

Fakat bir durumu belirtmek isterim; Kış, her ne kadar bir dörtlemenin parçası olsa da bağımsız olarak da okunabilir. Sonbahar kitabı ile karakter ortaklığı yok fakat konu ortaklığı var. Onları yukarıda belirttim.
Akıcı bir Türkçe ve çeviri emeği için Seda Çıngay Mellor’a; kitabın her aşamadaki emeği için Kafka Kitap’a teşekkür ederim.

Keyifle ve takdirle okudum, sevgimle iletiyorum.

Geçmişiyle, şimdisiyle ve geleceğiyle hayat denen şey her ne neyse,(…)” kimbilir belki siz de görüşlerinize dair ortaklık bulursunuz Kış‘da. Zira Ali Smith, kelimelerle de pek güzel oynamış.

Elçiye zeval olmazmış efendim…
Alıntılar:
İster kâğıt üstünde mürekkep olsun ister dijital baskı, yazılı her harf kendi izini bırakır, hepsi bir tür patika, bir tür vahşi hayvan izidir.” ( s. 49)

Size göre yaşamın gizemlerinin cevabı nedir? diyor Sophia.

Adam, (…) cevap bir soru, diyor. Soru da. Kimin masallarını yutmayı tercih ediyoruz?” ( s.111 )

DAR YOL| PERİDE CELÂL

DAR YOL | PERİDE CELAL ( 1916 – 2013 )

Okunma Zamanı: 08 – 14 Şubat 2021

Selamlar Değerli Kitap Dostları,

Peride Celâl merak ettiğim ancak nedense pek az okunan bir kadın yazarımız. Okumak, üslubunu tanımak istedim. Bu motivasyon ile başladım eserlerini okumaya. Öyküleriyle adım attım bu yolculuğa ve her birini çok sevdim, romanlarıyla devam ediyorum.

Okuduğum öykü kitapları sırasıyla şu şekilde oldu:

Bir Hanımefendinin Ölümü (2019)

Melahat Hanımın Düzenli Yaşamı ( 2020 )

Mektup (2021)

H2O Yayınları, yazarın kitaplarını yeniden basıyor. Yeni bitirdiğim DAR YOL romanı dâhil bu öykü kitapları o yayınevine ait. Kitaplığımda olmayan eserlerdi, bu vesile ile tamamlama fırsatı doğdu. Yine de diğer kitaplarını da tamamlamayı istiyorum. Dar Yol’dan sonra okuyacağım romanlar kitaplığımızda bulunan, Can Yayınları’ndan çıkanlar; Üç Yirmi Dört Saat, Kurtlar, Gecenin Ucunda.

Geleyim Dar Yol romanına…

Öykülerinden gelen bir aşinalıkla üslup ve içerik olarak yabancılık çekmedim. Duru ve sakin bir anlatımı var yazarın. Buna rağmen tansiyonu yüksek sahnelerin heyecanını okuruna geçirebiliyor ya en çok buna hayret ediyor ve bayılıyorum. Her kitabı için söylediğimi bu roman için de tekrar etmek isterim; film izler gibi okuyorsunuz kurguyu. Abartısız bir anlatının etkisi altındasınız, akıp gidiyorsunuz.

Karakterleri tek tek yazıp kitabın özetini yapmayacağım elbette ancak şunu söylemek isterim; yazar bir Giriş yazmış ve orada bu romanı nasıl yazdığını ve kadın kahramanın aslında kim olduğunu ve sonra niçin değiştirdiğini açıklamış. İlginç geldi bana. “… gördüklerimizle bilmediklerimiz arasındaki farklılık…” cümlesi ise benim daha en başta, ne okuyacağıma dair rehberim oldu.

… gördüklerimizle bilmediklerimiz arasındaki farklılık…” cümlesi ise benim daha en başta, ne okuyacağıma dair rehberim oldu.

Yazarın biyografisine göre, ilk yazdığı romanlar aşk ve macera romanları imiş. Sonrasında ise toplumcu – gerçekçi tarzı benimsemiş. “En büyük maceralar farkına varmadan başımızdan geçmiş yahut geçmekte olanlardır.” (s.138) cümlesini, romanın ünlü yazar karakteri Sedad Kemal’e bunun için mi söyletti acaba?

Selim İleri, kaleme aldığı sunuş yazısında, yazarın toplumcu – gerçekçi dönemine ait ilk romanın – kendisi açısından – DAR YOL olduğunu belirtiyor. Behçet Necatigil’e göre ise Üç Kadının Romanı adlı eseri imiş.

Sevgili Okurlar,

1940’ların Fenerbahçe’sinde aşı boyalı bir evde, toprak yolda, köşkte kimler yaşıyor, neler oluyor seyreyleyin isterim. Ne diyorsun, kitap bu, okunur, seyreylenir mi derseniz haklısınız elbette. Ancak bu kurgu, yazımın başında da belirttiğim üzere film gibi.

Dar Yol’a yüklenecek tüm anlamlar biz okurlara ait. Geçenlerde izlediğim bir dizide mealen şöyle bir cümle sarfetti anlatıcı:“İnsan; acıları, hüzünleri, sevinçleri, yaşanmışlıkları, yaşayamamışlıkları ve sırlarıyla insan.” diye. Bence bu kitap işte böyle karakterleri olan bir kitap.

“İnsan; acıları, hüzünleri, sevinçleri, yaşanmışlıkları, yaşayamamışlıkları ve sırlarıyla insan.” diye. Bence bu kitap işte böyle karakterleri olan bir kitap.

Belki de biz bu romanı okurken, romanın ele avuca sığmaz, meraklı genç kızı “Cenan’ın Rüyaları’nı okuyoruzdur. Siz de dâhil olun isterim…

Sevgimle ve şevkimle ilettim. Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun.

Alıntılar:

Kitaplarınız, yazılarınız ve sakin bir köşe… Bu karışık dünyada imkânı olanlar için daha güzel, daha mükemmel bir yaşam tasavvur edemiyorum.” ( s.46 )

Hepimiz göründüğümüzden ne kadar başkayız! Vücudun dar iskeleti içinde hapsolmuş, birbirine zıt arzular, hevesler, fenalıklar, istekler, ve isteksizliklerle dolu hayvanların en kötüsü… Gene de bizi hor görmemek, olduğumuz gibi kabul etmek lâzım. Bizim bir ruhumuz var ve belki bütün fenalıklar oradan geliyor. Hem sonra güzel, bomboş bir kalıp neye yarar? Her şey içimizin cehenneminde, bütün fenalıklar fakat bütün güzellikler de orada…” ( s.147)

Büyüklerle Yeniden Nasrettin Hoca | Nazmi Ağıl

Büyüklerle Yeniden Nasrettin Hoca | Nazmi Ağıl ( d. 1964 )

Okunma Zamanı: 10 Şubat 2021

Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Çevirmen ve akademisyen Nazmi Ağıl, bir güzellik yapmış 20 adet Nasrettin Hoca hikayesini, “...geçen zamanla zevkler de değişiyor.” diyerek şiir formunda yeniden yazmış hem de ne yazmak; Vedat Milor’lu, 4×4 jipli, trend gastro-mekan’lı, google’lı, internet’li.

Ezcümle, yukarıda örneklerini verdiğim “Hoca’nın zamanına uymayan” örneklerle günümüz gençlerine ve yetişkinlere hitap etmek istemiş. Yani farklı anlatım teknikleri deneyerek, çocukluğumuzda kalan Hoca fıkraları, çocukluğumuzda kalmasın demiş. Bence çok iyi etmiş! Emeğine teşekkür ediyorum.

20 fıkradan önce ise 5 sayfa keyifli bir deneme tadında Önsöz yazmış. Orhan Veli , Aziz Nesin gibi ustaların bu konudaki çalışmalarını da referanslamış.

İngiliz edebiyatından verdiği örnek ise Geoffrey Chaucer’ın Canterbury Hikâyeleri. Bu hikayelerin değişik biçimlerde yeniden yazıldığını hatta en son rap sürümünü dinlediğini belirtiyor! Ne ilginç değil mi? Bilmediğim birşey öğrendim.

Neyse lafı uzatmayayım; yorucu bir okumanın ardından, biraz nefesleneyim derseniz, bu kitabı okuyun derim.

Kimi yerleri belki bir miktar zorlanmışlık hissi verse de tebessümle okudum, sevgimle iletiyorum efendim. Keyfiyet sizlere kalmış.

Alıntı:

yok şöyle, yok böyle,
akl-ı selimiyle, halkın, vicdanının sesiymiş,
Anadolu bilgesiymiş falan bi dolu
yazacaklar ders kitaplarına ilerde,
kimbilir kaç kuşak, kız kızan, oğlan uşak
senin hikâyelerinle büyüyecek,
kalkmış yalan söylüyorsun bir de.” ( s.42 )

Harry Potter ve Lanetli Çocuk

Harry Potter ve Lanetli Çocuk / Harry Potter and the Cursed Child / J.K. Rowling – John Tiffany – Jack Thorne

Çeviri: Sevin Okyay – Kutlukhan Kutlu

Okunma Zamanı: 07 – 08 Şubat 2021

“... beni en çok korkutan şey, senin baban olmak, Albus Severus Potter. Çünkü burada kılavuzsuz çalışıyorum. Çoğu kişinin hiç değilse elinde model olarak bir babası vardır – ya onun gibi olmaya ya da onun gibi olmamaya çalışırlar. Benimse hiçbir şeyin yok – ya da çok az var. Yani öğreniyorum, tamam mı? Ve her şeyimle deneyeceğim – sana iyi babalık etmeyi.” ( s.342 )

Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Evet, bir alıntıyla başladım – bence oldukça anlamlı ve yerinde. Kitabın referansı hakkında bir işarettir. Çünkü Harry Potter ve Lanetli Çocuk‘un kahramanları “yeniyetmeler”.

Bu şu demek; dünün yeniyetmeleri anne -baba oldu! Bu kitap onların çocuklarının kitabı.

Harry’nin, küçük oğlu Albus ile epey iletişim sıkıntısı var. Doğal olarak ilişkilerini çatışmacı hale getiriyor.

Bir başka çocuk ise babası gibi yalnız olan Scorpius. Biri kahraman gibi görülen bir adamın oğlu diğeri ise kötülüğe bulaşmış bir adamın oğlu. Bu ikisi arkadaş oldular. Macera olmazsa olmaz ama değil mi? İşin içine bir de Zaman Dönüştürücü alet girerse n’olur? İşler karışır. Bir de bir kız arkadaş girer işin içine. Kimdir? Neyin nesidir? Okuyanlar öğrensin derim ve susarım…

Ayrıca “Sevgi teması” yine vurgulu. Özellikle etkileyici idi. Geçmişin izleri sebebiyle ötekileştirmeyi de eklemeliyim. Bu konuda Harry hem geçmişiyle ilgili bağlantılar kuruyor ve hesaplaşıyor hem de oğluna karşı davranışlarında eşinden yardım alıyor.

Sevgili okurlar, bu oyunun, sekizinci Harry Potter hikayesi olduğu belirtilmiş ve 30 Temmuz 2016’da Londra West End’de sahnelenmiş.

Bağımsız okunabilir mi? Geçmişe dönük referanslar nedeniyle, kimin kim olduğunu anlayabilmek açısından, bence bağımsız okumaya uygun değil. Ancak yine de okunmak istenirse, neden olmasın, merak edip seriye başlamak isteyen olur belki.

Sevgimle ve şevkimle ilettim. Sağlık, huzur ve kitaplar hep sizinle olsun.

Alıntılar:

Hem güzel hem korkunç bir şeydir gerçek, çok özen ister.” ( s.62 )

Harry, bu karmakarışık, duygusal dünyada mükemmel bir cevap asla yoktur. Mükemmeliyet, insanlığın erişemeyeceği, sihrin erişemeyeceği bir yerdedir. Her pırıl pırıl bir mutluluk anının içinde o zehir damlası vardır: Acının tekrar geleceğini bilmek. Sevdiklerine karşı dürüst ol, acını göster. Istırap çekmek, nefes almak kadar insanidir.” ( s. 288 )

Harry Potter ve Ölüm Yadigârları | J.K. Rowling

Harry Potter ve Ölüm Yadigârları | Harry Potter and the Deathly Hallows | J. K. Rowling ( d.1965)

Çeviri: #SevinOkyay – #KutlukhanKutlu

Okunma Zamanı: 02 – 06 Şubat 2021

Selâmlar Değerli Kitap Dostları,

Harry Potter yolculuğumun 7. ve son kitabı demek isterdim ama değil.

8. hikâye olarak tanımlanan Harry Potter ve Lanetli Çocuk oyununu okumak istemeyenler için son kitap diyebiliriz. Ancak merak edip illâki okunur diye düşünüyorum. Çünkü bu kitabın “19 yıl sonra” bölümünü okuyunca merak etmemek elde değil. Ne özelliği var o bölümün? Yıl hesabı yapılırsa, “yetişkin Harry” var karşımızda. Burada keseyim.

Ölüm Yadigârları” kavramı, “Ozan Beedle Hikayeleri” içinde geçen bir masal. Burada 3 nesne var. Onları da yazmayacağım ama bu hikaye kitabını, Hogwarts Okulu’nun müdürü Dumbledore, Hermione kızımıza miras bıraktığını yazabilirim.

690 sayfayı merak ve heyecanla okudum. Harry Potter, arkadaşları Hermione ve Ron ile okula dönmüyor çünkü tamamlamaları gereken bir görevleri var. Bu vesile ile Harry anne ve babasının yaşadığı yere de gitmesi gerekiyor. Zorlu bir yolculuk. Doğal olarak ölüm – kalım mücadelesi. İyiler mi kazanacak kötüler mi?

Bu kitabın sadece gençler için olduğunu düşünmüyorum; daha önce de söylemiştim. Mesajlar düşündürücü. Bir ara gözlerimin dolduğunu da itiraf edeyim.

Seri bitince filmlerini izlemeyi plânlamıştım. Yürekten diledim galiba, bir tv kanalı, 6 haftadır her Pazartesi akşamı kitapların filmlerini sırayla yayımladı. Bu hafta ( 08 Şubat 2021 ) bu kitabın filminin 1.bölümü yayımlanacak. O yüzden sevinçliyim.

Bu hacimli kitabın akıcı Türkçesi için Sayın Sevin Okyay’ya ve Kutlukhan Kutlu’ya teşekkür ederim.

Bendeniz, Harry Potter ve Lanetli Çocuk ile okumaya devam edeceğim. Sonra Ozan Beedle Hikayeleri‘nin peşine düşeceğim. Sadece o da değil; J.K.Rowling’in Robert Galbraith mahlas adıyla yazdığı polisiye romanlarına da el atmayı düşünüyorum.

Yazdıklarım, detaya girmeden çerçeve çizmek adınadır. Zira oturup düşündüğünüzde, elbette evrensel mesajlar var içinde. Örneğin;

Ölülere acıma, Harry. Yaşayanlara acı, her şeyden çok da, sevgisiz yaşayanlara.“( s.658)

cümlesinden yola çıkarak, bir yetiştirme yurdunda büyümüş olan kötü karakter Riddle ile teyzesi ve eniştesinin evinde, itilip kakılarak büyüyen Harry arasında fark yaratan nedir, ikisi de en temel yaşlarda sevgisiz büyüdüğü halde?

Dolayısıyla Sevgili Okurlar; okumanın dahasını sizlerin keyfiyetine bırakıyorum.

Sevgimle ve şevkimle ilettim. Okumamış olan varsa benim gibi, bence okuyunuz Harry Potter serisini.

Alıntı:

Sen ölümün gerçek efendisisin, çünkü gerçek efendi Ölüm’den kaçmanın yolunu aramaz. Ölmesi gerektiğini kabul eder ve yaşayanların dünyasında ölmekten çok ama çok daha kötü şeyler olduğunu anlar.” ( s.656 )

Ne Okudum / Ocak – 2021

Ne Okudum / Ocak – 2021

Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Ocak ayında okuduğum kitaplarım aşağıdaki gibidir. Tümünü de severek okudum.
İlgi alanınıza girenleri içtenlikle öneririm elbette.

Sadece Dear Reader‘ın çevirisi yok. Umarım deneme kitapları yayımlayan bir yayınevi dilimize kazandırır.

Sevgimle ve saygımla ilettim. Sağlık, huzur ve kitaplar hep sizinle olsun efendim.

1- Mektup / Peride Celâl / Öykü / H2O Yayınları

2 – Herr Sommer’in Öyküsü / Patrick Süskind / Uzun Öykü / Can Yayınları

3 – Harry Potter ve Melez Prens / J.K. Rowling / Fantastik Roman ( 6.kitap )
/ Yapı Kredi Yayınları

4 – Tesadüfi Buluşlar / Elena Ferrante / Deneme / Everest Yayınları

5 – Beyaz Kitap / Han Kang / Roman / April Yayınları

6 – Dear Reader / Cathy Rentzenbrink / Anlatı – Deneme / Picador Yayınları ( Pan Macmillan)

7 – Kış Masalları / Derleyen ve Çeviren: Tarık Demirkan / Masal / Yapı Kredi Yayınları

8 – Girl, Woman, Other / Benardine Evaristo / Roman / Hamish Hamilton Yayınları ( Penguin Random House UK)
Kitabın Türkçesi ➡️ Kadın , Kız, Diğer / Doğan Kitap

Dear Reader | Cathy Rentzenbrink

Dear Reader | Sevgili Okur | Cathy Rentzenbrink

Okunma Zamanı: 19 – 31 Ocak 2021

Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Türkçe çevirisi olmayan bir kitap “Dear Reader – Sevgili Okur“. Ancak umarım en kısa sürede çevirisi yapılır. Zira keyifle okudum.

Yazar Cathy Rentzenbrink kendi hayatından yola çıkarak ki çocukluğundan beri okumayı sevmiş, kitaplarla olan ilişkisini anlatıyor.

Bu bir anlatı – deneme bana göre her ne kadar anılar işin içine girse de. Babasının küçük yaşta çalışmaya başlamasıyla okuyamamasından, annesinin açıköğretime kaydını yaptırarak okumasını, erkek kardeşinin ölümünün yazar üzerindeki etkisini, hayatının iniş ve çıkışlarını kitaplara sarılarak atlatmış. Vee bu sevgi ona bir kariyer vermiş.

Kitaplarla bağlantılı ilk işi ünlü Harrods mağazasının kitap bölümünde işe başlaması. Tecrübe kazandıkça başka açılımlar olmuş hayatında ve terfiler gelmiş. Daha fazla yazmayayım.

Sadece bunlar mı? Değil elbette! Muazzam bir kitap listesi çıkıyor karşınıza!
Bölüm başlıkları; tekrar tekrar okuduğu kitaplar, günlükler, kurgu günlükler, polisiye romanlar, barda geçen kitaplar, seri kitaplar, kitapçılar hakkındaki kitaplar, anneler ve çocukları ile ilgili kitaplar, okuma ile ilgili kitaplar, yazarlarla ilgili kitaplar vb.

Yirmi sayfa not aldım. Sadece kitapları değil, sevdiğim cümleleri de not aldım her zaman yaptığım gibi. Bu yüzden, okuma konusunda yavaş bir okurum.

Bu kitabı sevme nedenlerimden birisi, içtenliği; diğer sebep ise hem okuma hem de yazma açısından motive ediyor oluşu.

Kendime yetecek denli az buçuk çeviri yapabiliyorum fakat hayatımda ilk kez, ‘keşke çeviri tecrübem olsaydı’ dedim. Bu yüzden en başta yazdığım dileğimi tekrar edeyim, umarım en kısa sürede dilimize çevrilir.

Reading has saved my life, again and again, and has held my hand through every difficult time.” ( p.209) / “Okumak her daim hayatımı kurtardı ve her zor zamanımda elimden tuttu.” demesi boşuna değil inanın çünkü özel hayatı ve anne babasıyla paylaştığı hayat tam bir mücadele.

Şu kadarını söyleyeyim; babasının okur yazarlığı yokmuş, sonradan öğreniyor ve kızından yani yazardan kitap önermesini isteyecek ve onunla okuduğu kitap hakkında sohbet edecek seviyeye geliyor. Dahası, babasının bu çabası ona ilham veriyor ve mahkumlarla ilgili bir sosyal sorumluluk projesi yapıyor.

Yazarın blogu olduğunu da kitaptan öğrenip inceledim.

Keyifle, merakla ve heyecanla okudum Dear Reader’ı. Sevgimle ve şevkimle ilettim.

Sağlık, huzur ve kitaplar hep sizinle olsun!

Reading has always been a great source of comfort, knowledge, pleasure and joy. It is the most central aspect of my identity; the truest thing I could say about myself is, ‘I am a reader.'”( p.4)

Herr Sommer’in Öyküsü | Patrick Süskind

Herr Sommer’in Öyküsü | Die Geschichte von Herrn Sommer | Patrick Süskind (d.1949 )

Resimleyen: Jean-Jacques Sempé
Çeviri: Tevfik Turan

Okunma Zamanı: 28 Ocak 2021

Selâmlar Değerli Kitap Dostları,

Uzun öykü olan Herr Sommer’in Öyküsü, Süskind’den okuduğum dördüncü kitap.

Okuduklarım şöyle:

Aşk ve Ölüm Üzerine ( deneme),

Üç Buçuk Öykü ( Öykü ),

Kontrbas ( Oyun )

Daha önce de yazdığım üzere en bilinen eseri Koku‘yu en sona bıraktım.
Bu uzun öyküden sonra sırada Güvercin adlı kitabı var.

Peki, nedir Herr Sommer’in Öyküsü?

Kitapta her ne kadar Herr Sommer adında bir karakterimiz varsa da onunla birlikte hatta daha çok bir çocuk karakterin büyüyüşünü okuyoruz. Öykü de onun dilinden aktarılıyor biz okurlara.

Herr Sommer eşiyle birlikte, savaş sonrası bu köye yerleşmiş. Kimseyle iletişimi olmayan ancak mütemadiyen yürüyen yaşlı bir kişi.

Anlatıcı kişi tıpkı Calvino’nun Ağaca Tüneyen Baron‘unu anımsatır şekilde, ağaç tepelerinde olmayı seven biri. Öyle ki düşme tehlikesinin ona düşündürdüğü şey, İtalyan bilgin Galileo Galilei’nin keşfettiği düşme ilkeleri!

Evet, anlatıcı çocuk ancak bu bir çocuk kitabı değil; kimi mecralarda bu şekilde tanımlanmış. Belki çizerinden sebeptir. Zira küçük ve 24 sayfayı kaplayan büyük çizimler ünlü karikatürist Jean-Jacques Sempé’ye ait. İçeriği çok güzel aktaran çizimler doğrusu.

Anlatıcı ağaç tepelerinde dolaşmayı seviyor dedim amma iş bununla sınırlı değil.

– Boy, kilo ve yaş hesabıyla zaman kavramı irdeleniyor.

– Anne – baba iletişimi sebebiyle kimi Latince kökenli terimleri kendince yorumlayışı; örneğin klostrofobi.

– İnsanların karakterleri ve dünyanın halleri var.

– Piyano öğretmenin yaptığı haksızlık sebebiyle adalet duygusu vurgulanıyor.

Bunun gerçek nedeni, bütün dünyanın başlı başına adaletsiz, kötü, adı bir kalleşlikten başka bir şey olmadığını kavramamdı. Bu köpekçe kalleşliğin nedeni de ötekilerdi. Yani bütün herkes. Öbür insanların hepsi, ayrımsız.” ( s.65)

-Yaşamak mı ölmek mi?

İkisi birden olmuyordu: Hem dünyadan öç almak, hem dünyada kalıp yaşamayı sürdürmek.” ( s.69)

– İhtiyaç duyduğunda yalvarmalarına kayıtsız kaldı diye, Tanrı sorgulaması.

Sevgili Okurlar; bunca detay yazdım diye bu kitabın çok ağır bir içerik taşıdığını ve okurken zorlanacağınızı düşünmeyiniz lütfen. Evet, evrensel içerikler verilmiş ancak ince mizah ile yoğrulmuş. Zaten bu yüzden sevdim okuduğum Süskind kitaplarını. Ayrıca kitabın tamamı 89 sayfa görünse de okuyacağınız, gayet akıcı 57 sayfadır. Özetle; “bir oturuşta” denen türden.

Yukarıda bu kitap çocuk kitabı değil demiştim; başlı başına öyle değil ancak bence 10 yaş üzeri çocuklar da okuyabilir. Yani hem küçüklere hem büyüklere desek olur.

Çeviren Tevfik Turan’ın ve çizen Jean-Jacques Sempé’nin emeklerine teşekkür ederim.

Biraz sorgulayarak, düşünerek ama kimi yerlerde de tebessümle okudum ve sevdim.
Sevgimle ilettim. Sağlık, huzur ve kitaplar hep sizinle olsun.

Harry Potter ve Melez Prens | J.K. Rowling

Harry Potter ve Melez Prens | Harry Potter and the Half-Blood Prince | J.K.Rowling ( d.1965 )

Çeviri: Sevin Okyay – Kutlukhan Kutlu

Okunma Zamanı: 18 – 26 Ocak 2021

Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

Harry Potter serisi her ne kadar gençler için kaleme alınmış görünse de yetişkinler için de cazip bir okuma vadediyor kanımca.

Harry Potter ve Melez Prens, serinin 6. kitabı.
İyilerin ve kötülerin savaşı devam ederken, her iki tarafın da kendi aralarında işbirliği çalışmaları farklı açılardan derinleşiyor. Mücadele çetin ama kararlılık da had safhada.

Harry’nin yeni ders yılı için almayı unuttuğu bir kitabı için, sihir hocası ona dolaptan eski bir kitap verir ve o kitabın içine daha önce kullanan öğrencinin düştüğü notlar sayesinde Harry, sihir dersinde daha önce hiç olmadığı kadar başarılı olur. Kitabın sahibi kitaba Melez Prens olarak yazmıştır adını. Kimdir acaba bu kişi? Tanıdığı biri midir yoksa? Büyücüler âleminde böyle ünvanlar var mıdır?

Hepsi bu kadar değil elbette. Artık çocuk değildirler, gençlik başımda duman dönemindedirler ve gönül işleri de buna dahildir elbette.

Lâkin sınav çok çetindir ve mücadele amansız geçmektedir. Romanın bilge kişisi, Hogwarts’ın müdürü Dumbledore yine Henry’nin yanında ve bu kez onunla daha sıkı işbirliği içindedir.

Simgesel referanslar içeren bu kitap kimi zaman evrensel doğruları sabitleyerek de çıkıyor karşımıza. Örneğin Dumbledore şöyle diyor:

Despotların ezdikleri insanlardan nasıl korktukları hakkında hiçbir fikrin var mı? Hepsi de çok sayıdaki kurbanları arasından bir gün mutlaka birinin çıkıp ayaklanacağının, onlara karşılık vereceğinin farkındadır.” ( s.467)

Kim itiraz edebilir ki? Tarih her şeyi önümüze seriyor, öyle değil mi?

Ve fakat bunca kötülüğe rağmen Harry’yi koruyan bir şey vardır. Ona, bunun ne olduğunu hatırlatıyor Dumbledore. Neymiş acaba o? Okuyanlar öğrensin bence.

Serinin tamamı bitince, filmlerini de sırasıyla izlemeyi düşünüyordum Sevgili Okurlar. Neyse ki, şans faktörü diyeyim, bir televizyon kanalı her Pazartesi akşamı, ilk kitaptan başlayarak filmleri yayımlamaya başladı. İlk 5 kitabın fimlerini de bu vesile ile izlemiş oldum. Yedinci kitabı okurken, bu kitabın ( 6.kitap) filmini de 01 Şubat 2021 de yayımlayacaklar. Filmler de güzel ama kitaplar da güzel. İşlevleri farklı.

J.K.Rowling’in dünyasını beğendiğimi belirtmek isterim. Bu nedenle, Robert Galbraith mahlas adıyla yazdığı polisiye romanlarına da el atmayı düşünüyorum. Türkçeye çevrilmiş olanları var.

Yukarıda da belirttiğim üzere, bu seri her ne kadar gençler için yazılmış gibi görünse de, fantastik seven yetişkinler de heyecanla okuyabilirler, ben merakla okudum ve sevgimle iletiyorum efendim. Keyfiyet sizlere kalmış. Sağlık, huzur ve kitaplar hep sizinle olsun.

Alıntı:

Ölüme ve karanlığa baktığımızda korktuğumuz şey bilinmezliktir, başka bir şey değil.” ( s.518)