Bozkır Aydınlığında Aşk | Adnan Binyazar

Bozkır Aydınlığında Aşk | Adnan Binyazar

Selâmlar!

Bozkır Aydınlığında Aşk, hem yazar ile tanışma hem de #çantamdakikitabım idi.

7 öyküden oluşan bu kitabı o derece sevip etkilendim ki kitabı bitirmeden üç tane daha satın alıp hediye ettim. Geç tanımış olmak elbette benim eksikliğim. İşte o yüzden, siz benim gibi geç kalmayın tanışın diyorum yorumun başında😃

Daha önce özyaşamöyküsünden yola çıkarak yazılmış başka bir kitabıyla ilgili yorum okumuştum. Burada yer alan öykülerde de o izlenimi aldım; çok dokunan, etkileyen muhteşem satırlarla yolculuğa çıkıyorsunuz.

Cümlelerin hem sade hem de içe işleyen cinsten olması ustalık ister elbette ama yaşanmışlık da işin içine girince daha da bir anlam yoğunluğu katıyor sanırım. Yerli yerinde, doğal akan ama bir o kadar da düşündüren.

Varoluş – yokoluş konusu, bir karanlık saklanış ama ışığı da hevesle bekleyiş. Her bir öykü ayrı ayrı etkiledi beni. Mitolojiden, aşina olduğumuz yazarlardan alıntılara ve anılara değin tadı damağınızda kalacak öyküler hiç bitmesin istedim. Altını çizdiğim yerler kâfi gelmeyince yanlarına konan yıldızlar ve ünlemler coşkumun şekilsel ifadeleri oldular.

Kitabın ana girişi, amacına binaen, Albert Camus’nün ‘Aşk sessizliktir.” cümlesiyle başlayıp, son öykünün son cümlesi “sevgi sessizliktir…” ile döngüsünü tamamladı.

Ana-eş-sevgili-dost-arkadaş…Kadını hep tümünü içeren bir varlık olarak algıladım ben. Onun davranışlarında da vardı bu. Ana kadar şefkatli, eş kadar sevgili, çocuk kadar saf haliyle içimdeki bütün duygu boşluklarını dolduruyordu.” sf.30

diyen satırlardan,

İnsanın ulaşamayacağı tek yer kendi içidir. O karanlık dolambaca girdi mi beynine üşüşen soru yumakları arasında boğuluyor.” sf.51

diyen satırlara yolculuk yaparken bir de,

Hayat bana kitaptan başka hiçbir nesnenin, birbirinin içinde düğümlenen çelişkilerden insanı kurtaramayacağını öğretmişti.” sf.51

cümlesine denk gelince, arsız ama keyifli bir sırıtış yerleşti yüzüme😄

Ve geleyim son öykü Buluntu Bebek‘e…

Bu öykü adeta bir novella (kısa roman). Öykü içinde ayrı bir öykü kurgulamış Sayın Binyazar. Bir kaybedişin, ardında bıraktığı boşluğu doldurmaya çabalayan, yalnızlığını altedip, “varolma” mücadesiyle yeniden hayata tutunma süreci. Süper kurgulanmış. Ona, Poe’nun Kuzgun şiirinden mısralar eşlik etmiş ki iyi ki elimin altında var da hemen okuyacağım. Kuzgun şiirinden mısralarla kendi cümlelerine geçiş yapmış.

Son öyküden alıntıladığım uzunca bir bölümle bitiriyorum yorumumu.

Yürekten ve hararetle öneriyorum öykü okumayanlara bile 😇 Sevgimle ilettim efendim.

“…canlı ya da cansız, hiçbir varlık, kendi görüngesinde değildi. Duygularımızla var ettiğimiz her varlık, bir süre sonra “nesne” olmaktan çıkıyordu. Canlı-cansız varlık ayrımının saçmalığı, bilimce de kanıtlamıştı. Canlının, cansız sayılanın; cansız sayılanın canlının varoluşunda etkenliği bilindiğine göre ayrım kuramları, saçmalıklar arasında bocalamaktan başka bir işe yaramıyordu. Tüm belirginlikler ya da değişkenlikler, yaratma gücümüz ya da güçsüzlüğümüzle, yaşam deneyimlerimizle, bilgimizle, düşünce üreten yeteneğimizle ona yüklediğimiz “anlam’a” bağlıydı. Hayat, yanılgılarla, kör benimsemelerle, kendini bir duyguya bağlamakla sürüyorsa sürüyordu; ötesi, düşünceler yumağını çözme çabalarıyla ömür tüketmekti…” sf.144-145

Diğer alıntılar:

Bozkır, el değmemiş doğadır. Bakarsın, gökte mendil kadar bulut yoktur. Birden şimşek çakar, gök gürler, ardından yağmurlar boşalır. Öyle bir yağmur ki, bedeninin de, ruhunun da arındığını hissedersin…” sf.31

Aşk sessizliktir, gizliliktir; kapımı aşındıran, yeryüzü söylencelerinde, lirik şiirlerde, din kitaplarının aşk sayfalarında, klasik anlatılarda, halk âşıklarının deyişlerinde adı geçen sevdalılardan da olsa, hazinemin anahtarını kimsenin eline teslim etmeyeceğim!” sf.64

Sevgi, düşünce birlikteliğiyle de pekişen bir duygudur.” sf.68

Uzaklaştığımızı sandıkça umulmadık bir anda kendimizi geçmişte yaşadığımız olayların orta yerinde buluveriyoruz.” sf.132

Bellek, beynin saksağanıdır; ne yaparsanız yapın, yerinde durmuyor; oradan oraya atlıyor. Her atlayışta da onun yerini bir başkası alıyor.” sf.137

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s