İlkbahar | Ali Smith

İLKBAHAR | SPRING | ALI SMITH (d.1962 )

Çeviri: Seda Çıngay Mellor

Okunma Zamanı: 21 – 26 Mayıs 2023

Roman [ Mevsimler Dörtlemesi‘nin üçüncü kitabı]

1.baskı – Mayıs 2022 | Kafka Kitap | 255 sf.

Yaprakların arasına gömülmüş olan çocuğum ben. Yapraklar çürüyüp kayboluyor: İşte buradayım. Ya da karların arasındaki bir çiğdemi getirin gözünüzün önüne. Çiğdemin çevresindeki buzların çözülmesinin oluşturduğu halkayı görüyor musunuz? Toprağa açılan kapı o. Çiçek soğanındaki yeşilim ben, tohumun yarıldığı ânım, taçyaprağının açılışı, yeşil alevmiş gibi yeşillenmiş ağaç dallarının kuru uçlarıyım. Çöplerin ve plastiklerin arasından başını uzatan bitkiler er geç geliyor, ne olursa olsun.” ( s.15)

Selâmlar Sevgili Kitap Dostları,

İskoç yazar, oyun yazarı, akademisyen ve gazeteci Ali Smith’in Mevsimler Dörtlemesi‘nin ilk kitabı Sonbahar‘ı Mart 2020’de, ikinci kitabı Kış‘ı Şubat 2021 yılında okumuşum. İlkbahar üçüncü kitabı. Bu ay okuyayım, yok gelecek ay okuyayım diyerek, erteleye erteleye iki yıl geçmiş aradan; şaşırdım inanın. Neyse geç olsun da güç olmasın, demişler efendim. Öncelikle böyle sıraya dizdim diye – yayımlanma sırası da böyle – sıralı okunmak zorunda değil; bağımsız da okuyabilirsiniz zira karakter ortaklığı yok.

Yaz kitabını henüz okumadım, fikrim yok; fakat okuduğum ilk üç kitabın içinde en politik ve sert olanın İlkbahar olduğunu söyleyebilirim. Çünkü ele aldığı mevzular da öyle. Göçmenler, yirmi dört saat yayın yapan haber kanalları, iklim değişikliği, Brexit, siyaset, sosyal medya vb.

Mutlak ahlâksızlık. Yeni ahlâk bu.” ( s.80)

cümlesinden anlaşılacağı üzere çarşı epey karışık.

İklimimi mahvederseniz hayatlarınızın içine sıçarım. Hayatlarınız benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Aralık ayında topraktan zerrinler fışkırtırım. Nisan ayında kapınızın önünü karla tıkarım, şu ağacı deviririm, çatınızı göçertir. Evinize nehirden halı döşerim. Ama özünüzün canlanmasını da ben sağlayacağım. Damarlarınıza ışık zerk edeceğim.” ( s.16) diyerek iklim değişikliğine;

Geçmişlerinizi ve şimdiki zamanlarınızı istiyoruz çünkü geleceklerinizi de istiyoruz. Her şeyinizi istiyoruz.” ( s.96) diyerek sosyal medyaya;

“Benim ne oy kullandığım, sizin ne oy kullandığınız, herhangi birinin ne oy kullandığı farketmez. Çünkü nihayetinde kendileriyle aynı şeyi düşünüp aynı şeye inanmadığı takdirde başkalarının ne söylediğini, neye inandığını kimse dinlemeyecek, kimse buna aldırış etmeyecekse ne fark eder ki.” ( s.123) sözleriyle siyaseti ve başkaca konuları da eğip bükmeden, edebî lezzetiyle eleştirmiş yazar.

Ali Smith, dörtlemenin ilk iki kitabında olduğu gibi, İlkbahar‘da da sanata referanslar vermiş. Aslında “referans” demem azımsamak olur, epeyce yoğun bir bölüm var. İnanıyorum ki ilginizi çekecektir! Öykü yazarı Katherine Mansfield ile Rilke arasındaki bağ yoğun olmak üzere; Shakespeare’in Pericles’ine; Dickens’a, Charlie Chaplin’e vb. götürüyor okuru. Yazın sanatının yanı sıra, bu kitapta yer alan görsel sanat, sinema. Karakterlerden birisi bir film yapımcısı.

Üç ana bölümden oluşuyor kurgu. Sanki birbirinden bağımsız hissi veren bölümler, Ali Smith tarzına binaen son bölümde çiçek açıyor efendim. En politik ve hatta biraz sert bir kurgu dedim ama, kitabın adının hakkını vererek umudu yeşertmeyi de ihmal etmemiş.

Sevgili okurlar; bu kitapta beni çok etkileyen, sevdiğim ve okuduğum andan itibaren zihnime yapışan bir ifade var: “Merhamet yorgunluğu“.
Mütevazı bir tanım ama ne çok şey barındırıyor.
Hangi bağlamda söylendiği okuyacak olanlara kalsın isterim.

Kimi zaman sabır sınırımı zorlasa da, ilgiyle ve severek okudum İlkbahar‘ı.

Sevgimle ve şevkimle ilettim. Sağlık, esenlik ve kitaplar hep sizinle olsun!

Dünyanın herhangi bir yerinde sadece beş nükleer bomba gücünde daha patlama olursa, dedi kız, sonsuz bir nükleer sonbahar başlayacak ve artık mevsim diye bir şey olmayacak. Bu paranoyakça saçmalıkları kim öğretti sana? dedi Brit. Saçmalık değil. Gelecek için hakiki bir uyarı. Denizlerin ne kadar sıcak olduğunu bilmiyor musun?” ( s.138 )

İlkbahar | Ali Smith” için 2 yorum

  1. Yorumunu her zamanki merakla okudum ve tam “merhamet yorgunluğu” ifadesi çok hoşuma gitti, bakayım neymiş dediğimde, açıklama yapmayıp kitabı okuyacak olanlara kalsın demiş ve sihirli cümleyi kurmuşsun 😊

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s