Geride Kalanlar | Sevda Orhan

Geride Kalanlar | Sevda Orhan (d.1948)

Okunma Zamanı: 01 – 02 Ocak 2023

Öykü | 1.baskı – Kasım 2022 | 127 sf.

Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı Yayınları |

2023 yılının ilk okuması, Geride Kalanlar. 20 öyküden müteşekkil. Ne anlatıyor derseniz, ipucu yayınevinin adında saklı derim.

Nice canları kaybettiğimiz ve Sevda Orhan’ın tabiriyle “ömürlerini kazıyorlar yerin altında…” dediği madenciler ve onların yaşamları var bu öykülerde. Eşleri, çocukları, anaları, sevdalıları… Hepsi de kadın duyarlılığı ile ve kimi de çocukların gözünden anlatılmış. Yüreğinden kaleme, kalemden kağıda ulaşmış. Bu kayıplar ve o zor yaşam koşulları tüm ülkemizin hassas noktası.

Kendisi de madenci bir babanın kızı olarak aslında tam da bam telinden yakalıyor insanı.
Edebiyat öğretmeni olan Sevda Orhan, bir süre İstanbul’da görev yapmış olsa da ömrünün çoğunda halen yaşamakta olduğu Zonguldak var. Dolayısıyle “içerden” referanslar var öykülerde! “İçerden” derken çift mânâlı söyledim sayın; hem yüreğinden hem de Zonguldak’ın kendisinden.

Ben düş gücüne karşı değilim, ama insanlar düşlerini tanıdığı sözcüklerle anlatmalı.” (s.1)

diyor kitabın ilk öyküsü 263‘te! Dediğini de yapmış takip eden on dokuz öykü boyunca.
Yazım tekniklerini bilemiyorum Sevgili Kitap Dostları… İster öykü ister roman, ister şiir ya da başka bir tür olsun, benim bir kitapta aradığım ve sevdiğim şu dur: Zihnime ve / veya yüreğime dokunuyor mu? Bu öyküler yüreğime dokundu…

“Ben, olmayan, insanı kuşatmayan hiçbir şeye gönül vermedim. Ama özlemlerle tutuştum.” ( s.65)

cümlesinden yola çıkarak, yirmi öykü boyunca maksadın hâsıl olduğuna şahitlik ettim.
Severek, üzülerek, yıllar içinde hiç değişmeyen pekçok şeye kızarak, velhasıl her türlü duyguyu hissederek okudum Geride Kalanlar‘ı…

Öykü sevenlere sevgimle ve şevkimle iletiyorum.

Şimdiii, buraya kadar üçüncü tekil şahıs olarak bahsettim “abla” dediğim, yazsa keşke dediğim Sevda Orhan’dan… Kendisinin de ve eşi Ahmet Abi’nin yaşadıklarını da kendilerinden dinlemiştim. Evlendikten sonra eşim vasıtasıyla tanıdım bu özel çifti. Ahmet Abi de öğretmenmiş. 68 olayları sebebiyle kendisine yapılan haksızlıklara tahammül edemeyip Hukuk Fakültesi sınavlarına girmiş, kazanmış, bitirmiş ve avukat olmuş! Ben kendisini avukat olarak tanıdım, hikayeyi sonradan öğrendim.
Demem o ki – bence – yazacak çoook şeyler var!
Kimbilir belki birgün onlar da kağıtla buluşur!

Alıntı:

Hayat ölümden çıkan bir şeydir. Buğdayın bitmesi için tohumun çürümesi gerekir. Oysa insanın ilerlemesi, acı vermeyi önleyerek acıyı arındırmaktır. Geride kalan bu kadınlar, yere düşmemek için birbirlerine sarılıyorlar, çocuklarına sarılıyorlar… Yere düşmek de ne? Karanlık kör kuyularda, kimsesiz yitip giden adamlarının arkasından tutunacak dal arıyorlar. Bazen birisi çocuk oluyor, biraz sığınıyor diğerinin kollarına. Dayıyor ötekinin göğsüne başını.
( s.123 – 124 )

Dünyanın her yerinde böyle midir? Sevgiyi kendilerine dert mi ederler yoksa sevgiyi sevgi gibi mi saklarlar. Pamuklara mı sararlar, içlerine mi gömerler, yüreklerinin baş köşesine mi oturturlar. Yaparlarsa bunu nasıl yaparlar…” ( s.38)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s