Beatrice & Virgil | Yann Martel

Beatrice & Virgil | Yann Martel ( d.1963 )

Çeviri: Aylin Yengin

Okunma Zamanı: 01 – 05 Aralık 2020

Tahnit sanatı: İçi doldurulmuş süs hayvanı maketi yapma sanatı.

Yukarıdaki tanım niye derseniz, şimdilik orada dursun. Yazının devamını okuyacaklara lazım olacak çünkü.

Selamlar Sevgili Kitap Dostları,

Çoğu kişi Yann Martel’i, 2002 yılında Booker ödülü almış Pi’in Yaşamı adlı kitabıyla tanıyor. Bu kitabın daha sonra filmi de yapıldı. Bendeniz kitabı okumayıp filmi izleyen grupta yer alıyorum. Beatrice ile Virgil okuduğum ilk Yann Martel kitabı oldu. Çok beğendiğimi en baştan yazayım…

Kurgusu çok güzel, merak ettirip okuru kavrayan, belki usta okurlara sonunu tahmin etme fırsatı veren bir akış. ( Usta okur grubuna girmediğimi not düşeyim hemen, tevazu değil gerçek.)

Elbette hayvanlar âlemi bu kitapta da var. Kitaptaki yazar karakteri, kitaplarında hayvanları kullanmasının sebebini, “zanaatsal” olarak açıklıyor. Mealen, insanların önyargılarını kırmak için böyle yaptığını söylüyor. Benzer davranışları insanlar yapsa kalıp olarak düşüneceklerdir çünkü. Oysa bunları hayvanlar yapınca özellikle de vahşi hayvanlar, “okuyucunun kuşkusu bir sahne perdesi gibi kalkmaya başlıyor.” (s.33) “İnsanları inandırmak için düşünülemez olandan daha etkilisi yoktur.” (s.33) diyor kitaptaki yazar karakter. Yann Martel’in kendi hayatından yansımalar da mevcut olsa gerek kurguda.

Henry – kitaptaki yazar karakter – beş yıl süren, Soykırım’ı konu alan ama onu farklı bir biçimde yorumlayan bir “ikiz kitap” yazar. Kitabın yarısı kurgu yarısı deneme türündedir ve bunları tek kitap olarak bastırmak niyetindedir. Hal böyle olunca, yayıncısı ve bir tarihçi ile toplantı yapılır. Sonuç olumsuz. Yazmayı bırakır. Sonra eşini de ikna ederek başka bir ülkede başka bir hayata başlama kararı alır. Düzenini kurar. Bir gün bir paket gelir. İçinden Gustave Flaubert’e ait bir kısa öykü ve – sonradan mesleğini öğreneceği – bir tahnit ustasının yazmış olduğu bir oyun çıkar. Bu oyunun kahramanları eşek Beatrice ve maymun Virgil’dir. Şimdi burada bu metni yazan ben okura kızmayın ipucu verdim zannederek, vermedim çünkü. Bunlar kitabın arka kapağında belirtilmiş zaten.

Şimdiii, zurnanın zırt dediği yer asıl bundan sonrası. Onları yazmayacağım, okuyanlar kendileri bir karara varacak.

Yazar gerçekten yazmayı bırakmış mı? Yoksa amacına başka yoldan mı gidiyor? Gustave Flaubert’in o kısa öyküsünde ne var? Tahnit ustasının yazdığı oyunun özelliği ne ve o adam neyin nesi? Niçin “bu oyunun ilhamını Flaubert’den aldım.” diyor?

Bütün bu soruların cevabını okuyacak olanlara bırakıyorum. Zira bir tarafından başlasam mutlaka bir yerde okuma zevkinizi bozacak bir detaya değinmekten çekiniyorum. Bu keşifleri siz yapın istiyorum. Keza İlahi Komedya referanslı Beatrice ve Virgil’e de bir yer bulursunuz belki.

Beatrice ile Virgil’in iç düzenlemesi de farklı, özellikle sonda yer alan “Gustav için Oyunlar” başlıklı bölümü. Şimdi böyle yazdım diye, kitabı alır almaz hemen sonuna bakmayın sakın olur mu? Lütfen bakmayın yoksa bir anlamı olmaz. Kitabı başından sonuna kadar okuduğunuzda bir anlam ifade edecektir. Hüzünlü bir veda olacak kuşkusuz ve hatta cevaplayamadığınız soruların ağırlığını bir süre hissedeceksiniz.

“Kimi zaman hayat da en az leşler kadar kötü kokar.” (s.170) diyen yazara hak vermemek elde değil.

Okudukça çıkarım ve sorgulaması gani olan bu kitabın kurgusunu cidden sevdim. Sıkılmadan okuyacağınıza inanıyorum. Özellikle ilk sayfalarda yazarın, yazar karakterine söylettikleri gerçekten çok güzeldi. Aşina olduğunuz yazarlara ve kitaplara denk geleceksiniz.

Kimi zaman sanat, insanın gizli benliğinden ortaya çıkardı.” (s.67 ) ve “Hayat ile ölüm tıpatıp aynı yerde yaşar ve ölürler: bedende. Yine aynı noktadan bebekler ve kanser ürer. Ölümü göz ardı etmek hayatı da göz ardı etmektir.” (s.90) cümlelerini ipucu olarak buraya yazmış olayım benim bakış açımdan. Her okur başka bir çıkarım yapacaktır mutlaka.

Çeviri emeği için Aylin Yengin’e teşekkür ederim. Kimi küçük, dikkatimi dağıtan yerler oldu. Düzeltide gözden kaçmış sanırım. Ve Sayfa6 Yayınları, bu güzel kitabın yeni baskısını yapmanızı diliyorum.

Değerli okurlar, bu yazımı, kitabın Kanadalı yazarı Yann Martel ile ilgili, Vikipedi’de denk geldiğim ve çok beğendiğim bir anekdotla bitirmek istiyorum. Zira vurguladığı şey, hem hâlâ güncelliğini koruyor hem de kitabının ruhu ile örtüşüyor. Şöyle ki;

“Başbakanına 4 yıl boyunca her pazartesi kitap göndermiştir. Booker ödüllü yazarın eylemi için açıklaması ise şöyle: “Kimin ne okuduğu, kitap okuyup okumadığı kendi bileceği iş. Sıradan insanların ne yaptığı beni ilgilendirmiyor, insanlara nasıl yaşayacaklarını söylemek bana düşmez ama benim üzerimde söz hakkı olan insanlar söz konusu olunca durum farklı. Onların okumalarını istiyorum çünkü sınırlı, vasat hayalleri bir gün benim kabuslarıma dönüşebilir.

Not: İlahi Komedya’yı okumamış olmak, bu kitabı okumaya engel teşkil etmemektedir.

Sevgimle ve şevkimle iletiyorum. Sağlık, huzur ve kitaplar hep sizinle olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s