BİR GÜN | Mehmet Zaman Saçlıoğlu

BİR GÜN | MEHMET ZAMAN SAÇLIOĞLU (d.1955)

Okunma Zamanı: 01 – 04 EKİM 2020

Selamlar Değerli Kitap Dostları,

Sayın #mehmetzamansaçlıoğlu öykü kitaplarından YAZ EVİ’ni 2018 yılında, RÜZGAR GERİ GETİRİRSE VE BEŞ ADA’yı ise 2019 yılında severek okumuştum. Dolayısıyla diğer kitaplarının da peşine düşüp kitaplığımıza kattım. Bekleyen kitapları varken 2020 yılının Şubat ayında çıkan bu öykü kitabını niçin önce okudum? Merak efendim merak… Hani şöyle bir söz vardır: “curiosity killed the cat – merak kediyi öldürdü.” Ben meraktan ölmedim ama öykülerin birinde bir kedi var az daha ölüyordu Şam Şeytanı.

Bekleyen kitapları varken 2020 yılının Şubat ayında çıkan bu öykü kitabını niçin önce okudum? Merak efendim merak… Hani şöyle bir söz vardır: “curiosity killed the cat – merak kediyi öldürdü.” Ben meraktan ölmedim ama öykülerin birinde bir kedi var az daha ölüyordu Şam Şeytanı.

Merakımı tetikleyen ana sebep yayınevinin değişmiş olmasıydı ki diğer eserler İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkmış iken BİR GÜN Cumhuriyet Kitapları’ndan çıkmıştı. Çok mu önemli bu değişim? Değil elbette ama benim için merakımı tetikleyen bir unsur oldu ( zaman zaman olmadık şeylerin peşine düşerim) ve yanılmadığımı da anlamış oldum.

Sevgili yazarın üslubuna aşina olduğum için masalsı ve örtük içeriklerde şaşırmadım. Ya neydi beni şaşırtan? İçerik ve seçilen konular. İşte tam da bu sebepten olsa gerek diğer öykü kitaplarında olmayan bir şey yapmış yazarımız; leziz bir deneme tadında ÖNSÖZ yazmış bu öykü kitabına ya da yazma gereği mi duymuş demeliyim yoksa. Sebebini kendisinden okuyun isterim:

Bundan önceki öykülerimin çoğu çeşitli dış etkenlerle yazılmış olsa da genellikle etkisi hayli zayıfladıktan sonra ve alınmış notlar üzerinde çalışılmış öykülerdi. Kendi içime çokça bakabilmiş, aklımı ve duygularımı dengeleyebilmiştim. Oysa bu kitaptaki öykülerin bazıları dış etkenlerin henüz çok güçlü olduğu zamanlarda yazıldı. Bilinçaltımın ve bilincimin hızlı, tepkisel patlamalarından oluştu. Kars’ta bir heykel yıkıldı, içimdeki direnç çöktü. Eski tren yayları söküldü, çevrelerindeki bahçeler gibi sessiz ıssız kaldım. Gezi Parkı’nda dostlukla birleşmiş insanlara saldırıldı, tüm resimli roman kahramanlarım canlandı. Bir sarhoş, yavru bir köpeği denize attı, ben sarhoşu atamadım. Gecenin geç bir vakinde kapımın önüne sığınmış kediye biber gazı sıkıldı, ben o sıkanı bulamadım. Bu kadar dış etken fazla gelmiş ki bilinçaltımın yanardağı patladı, bilincim akan lavlara yalnızca yol gösterdi denize doğru, serinlemeye… (s. 9 -10) diyor değerli yazar.

Haksız da sayılmaz değil mi? Biz okurlara ise bu güzel öyküleri, duygudan duyguya, düşünceden düşünceye salınarak, cümlelerin altlarını çizip üstlerini fosforlayarak okumak kalıyor. Sizi bilemem ama ben böyle okudum efendim.
Sevgili Kitap Dostları; öyküleri şekli olarak uzun ve kısa öyküler olarak ayırmak istiyorum. Kısa öyküler bana İstvan Örkeny’nin “Bir Dakikalık Öyküler’ kitabını çağrıştırdı. Fakat Sayın Saçlıoğlu’nun kısa öyküleri ortak bir tema ile birbirine köprü olmuşlar. Örnekse; Temizlik – Yenilenme – Köpek – Köpeğimin Gecesi öyküleri. Veya Keser ve Mucize öyküleri.

Sevgili Dostlar, daha fazla yazıp okuma şevkinize limon sıkmak istemem, defineye mâlik olan bu öykülerin hazine avcısı olun isterim. “Mutlu olunca doğa olurum, mutsuz olunca akıl” (s.126) diyen ve daha nicesini de diyen Sayın Mehmet Zaman Saçlıoğlu’na teşekkürlerimle selam eder, siz okurlara sevgimle ve şevkimle iletirim.

Alıntılar:

Kendimiz, en yakın dostumuzdur, sırdaşımızdır ama en çok yalanı da kendimize söyleriz. Yoksa neden kendi içimizde bize bir sırdaş bulunsun? Yalanlarımızı bilen, bizi kimi zaman affetmiş görünerek rahatlatan, kimi zaman vicdan dediğimiz bir başka “biz” i devreye sokarak uyaran, gerektiğinde cezalandıran sırdaşımızdır kendimiz. Onun cezalandırması başka bir şeye benzemez.” ( s. 8)

İnsanı topraktan ayırmayacaksın, bir de denizden. Balıkçılarla çiftçilerin elleri birbirine nasıl da benziyor. Birinin deniz yarıyor elini, ötekinin toprak. O yarıktan girince de durmuyor, insanın yüreğine kadar giriyor suyla toprak. Varınca da genişletiyor yüreği; ya denize benzetiyor, ya ovaya.” (s. 15)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s