Üç Buçuk Öykü | Patrick Süskind

Üç Buçuk Öykü / Drei Geschichten / Patrick Süskind (d.1949 )Çeviri: #İlknurÖzdemirOkunma Zamanı: 25 Ağustos – 08 Eylül 2020Selâmlar Değerli Kitap Dostları,Okuduğum üçüncü Süskind kitabıdır Üç Buçuk Öykü. Almanca ismini google çeviri “üç öykü” olarak verdi, Türkçesi neden “buçuklu” bilemedim. Belki en sondaki “Amnesie in Litteris [ Yazınsal Bellek Kaybı]” in ana girişinde “Ve bir görüş” yazmasından sebeptir. Ya da hangisini “buçuk” olarak kabul etme keyfiyeti biz okurlara bırakılmış bir oyundur bu durum. Her ne olursa olsun, sonuç itibariyle okumayı sevdiğim bir yazar Patrick Süskind. İlk yazdığı romanı Koku ile efsane olsa da ben onu ennn sona sakladım.Bu öykü kitabını Ağustos ayında okumaya başlamıştım. İlk öyküyü – Derinlik Baskısı – okuduğumda çok etkilendim. Bendeniz bir garip okurum; kimi zaman hatta çoğu zaman kitapla arama mesafe koyamıyorum. Neyse, ilk öykü bittiğinde defterime “insanın kendine güveni kimi zaman sırça bir oyuncak gibi, ne çabuk kırılıveriyor…” notunu düştüm ve diğer öyküye geçmeden okumaya bir süre ara verdim.İkinci öyküde de ( Çatışma) karşıma yine kişinin kendisiyle mücadelesi çıktı, bu kez kişi ressam değil yenilmez bir satranç oyuncusuydu ve yenilmezliğinin baskısından kurtulmaya çalışıyordu. Kurtuldu mu derseniz, okumanız gerekecek efendim.Üçüncü öykü başka bir âlem [Maître Mussard’ın Vasiyeti] zira karşımızda sıfırdan, kendi emeğiyle zirveye ulaşmış ve okumayı seven, döneminin ünlüleri ile dost , bilgili, sorgulayan bir kuyumcu var. Günün birinde her şeyi bir kenara bırakıyor ve başka bir dönüşümün peşine düşüyor.Düşündürüyor açıkçası “Dünya, acımasızca kapanan bir midye kabuğudur.“(s.37) cümlesi. İçindeki inci biz miyiz? Yoksa kurban mıyız? Yani gene “varoluş – yok oluş” döngüsüne giriyoruz. Öleceğimizi bile bile yaşama mücadelesi veriyoruz. “İnsanın umut olmazsa yaşayamayacağı söylenir. Ama yaşamıyor zaten, ölüyor insan.” (s.51) derken, kuyumcu başka bir dönüşümü referanslıyor kendi kafasını taktığı; dünyanın midyeleşmesi. Bütün bu öyküyü, biz okurlar bir vasiyet olarak okuyoruz çünkü kuyumcu bize kimi zaman “sevgili okur“, kimi zaman “tanımadığım okurum” diye sesleniyor.”Küçük insanlar yangından kaçar gibi kaçabilirler sözlerimden, onların hoşuna gidecek şeyler söylemek zorunda değilim.” ( s.33) diyerek daha en başta postasını koyup nasıl bir okur istediğini belirtiyor. Arada fırça da atıyor. Kendisi gibi sonu da ilginç bir öyküydü.Geldik sondaki öyküye, başta da belirttiğim üzere “…Ve Bir Görüş” diyerek giriş yaptığı, çoğumuzun okur olarak muzdarip olduğumuz konuya odaklanmış. O kadar okuyorum, okuyorum, unutuyorum paniği. Bir adı olduğunu da öğrenmiş oluyoruz bu vesile ile; Amnesie in Litteris {Yazınsal Bellek Kaybı}. Bir okurun serzenişini okurken, kendi halinizi de okumuş oluyorsunuz.Tabii ki gönlüm bir tık fazla paye verdi bu öyküye ya da “görüşe “. Şu cümleye sempati duymamak ne mümkün:”Çocukluğumun, gençliğimin ve ergenliğimin binlerce saatini okuyarak geçirmişim ve bütün bunlardan geriye kocaman bir ‘unutma’dan başka bir şey kalmamış.” ( s.62)Kıymetli kitap dostları, ben severek okudum bu kitabı. Lâkin artık “tavsiye ediyorum” ifadesini kullanmamaya karar verdim. Zira beğeniler ve algılar kişilere göre değişiyor malûm. Gecikmiş bir algılama benimkisi. O yüzden okuduklarımı sadece “sevgimle iletmeye” karar verdim. Bu kitabı da sevgimle iletiyor, keyfiyeti size bırakıyorum. Sağlık, esenlik ve kitaplar dâim yoldaşınız olsun.Alıntı:”Ve okuduklarımı derin derin düşünmek üzere bir an gözlerimi kapıyorum, karmakarışık olan bilincimin içine bir yol açmış, önüme yepyeni bakış açıları sermiş, yeni anlayışlar ve ilintiler getirmiş, evet, “Yaşamını değiştirmelisin!” diyen dikeni bana batırmış olan okuduklarımı düşünmek üzere. Elim neredeyse kendiliğinden kurşunkaleme uzanıyor, “Bunun altını çizmelisin,” diye düşünüyorum; “kenara, ‘Çok iyi!’ diye yazmalısın, yanına da kocaman bir ünlem oturtmalısın, okuduğun bölümün sende uyandırdığı düşünce selini birkaç sözcükle özetlemelisin, belleğine destek vermek ve seni böylesine aydınlatmış olan yazara vereceğin selâmı belgelemek için.“s.59 – 60/ Öykü: Amnesie in Litteris[ Lat. Yazınsal Bellek Kaybı]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s