TANRI KENT | JALE SANCAK

TANRI KENT | JALE SANCAK

Eski Galata köprüsü ki nice öykünün kahramanıdır, şiire çok yakışır…” ( s.39 )demiş Jale Sancak yeni çıkan öykü kitabında yer alan Galata başlıklı öyküsünde.

Bu cümleyi de içine alıp genişletirsek üç imparatorluğa başkentlik etmiş canım İstanbul’a yazılan şiirleri düşünsek içinden çıkamayız sanırım. En iyisi gelin biz yine İstanbul’un mikro evlâtlarına geri dönelim; hatta o evlâtları öz mü üvey mi sıfatıyla tanımlama cüretim içinse hoşgörünüze sığınıyorum.

Ne demek istedim?

Sevgili Kitap Dostları; Tanrı Kent, İstanbul’un 18 semtini, 18 öykü olarak huzurunuza getiren bir kitap. Tek tek adlarını yazmayayım ama Galata’ dan Nişantaşı’na, Gazı Mahallesi’nden Etiler ve Kadırga’ya diyerek dördünü zikredeyim sadece.

Jale Hocam’ın tarzına âşinayım zira okuduğum ilk romanı Fırtına Takvimi dahil sonrasında Belki Yarın öykü kitabında ne algıladıysam Tanrı Kent‘te de onu algıladım.

Kahramanlarımız bildiğimiz ya da bildiğim o “cici” İstanbul’un insanları değil bu öykü kitabında da. Görmek istemediğimiz, başımızı çevirdiğimiz ya da bilmemeyi tercih ettiğimiz belki biraz ürktüğümüz dünyaların insanları.Başımızı çevirince kaybolmuyorlar çünkü herkesin bir “var olma” mücadelesi var. Bu mücadelede, kalanlar kadar, gidenler, dönüşenler, değişenler var gerek insanlar gerekse semtler bazında.

Kullandığı dili hiç sınırlamamış, şekere de bulamamış bitirim jargonu dahil ne gerekiyorsa onu kullanmış yazarımız.

Edebî yazım tekniklerine bulaşmayı pek sevmediğimden adını koymayı, bilenlere bırakarak şunu söylemek isterim: Belki Yarın adlı öykü kitabından farklı bir anlatım şekli kullandığını farkettim ve sevdim bu yöntemi.

Tek örnek vereyim diğerlerini okuyacak olanlar görsün; örneğin Bağdat Caddesi isimli öyküdeki kurguda “Dikkat edilirse…” diye başlayıp Sevim Burak’ın bir öyküsüne “özellikle öykündüğünü” belirtmiş. Söylemese bilemezdim çünkü Sevim Burak okumadım henüz. Kezâ bunun gibi başkaca alıntılar da eklenmiş kitabın formatına da.Sabrınızı fazla zorlamadan toparlarsam; imtina ettiğimiz semtler karamsar tablo çizip okuyanı sarssa da o “iyi” bildiklerimizin de boyası kazındığında ne olup olmadığına da projeksiyon yapılmış her şeyin iki yüzü var misali. Lâkin Tanrı Kent illâki umudu referanslayan bir öykü ile son buluyor “çıkmadık candan umut kesilmez “misali.

Hepsi nev-i şahsına münhasır semtler. Ben severek okudum, öykü severlere içtenlikle öneririm doğrusu. Hatta eşime bile önerdim 😄
Bakın nasıl:

– Jale Hoca semtleri öykü yapmış, bence ilgini çeker, okumak ister misin?

– Beşiktaş var mı?

– 🤔🤔 Beşiktaş yerine Ortaköy ile idare etsen, o da ona dahil, olmaz mı?

– İyi madem, okurum. Bitince kaldırma kitabı.

Sevgili Jale Hocam; emeğinize sağlık. Farklı bir kitap olmuş ama güzel olmuş. Tanrı Kent gerçekten adı gibi, daha kaç İstanbul yaratır bu şehir bilemem ama Tanrı Kent‘in pek çok okurun eline, kitaplığına ulaşmasını ve yüreklerine dokunmasını diliyorum.

Okunma Zamanı: 24 – 25 Nisan 2020 / Covid-19’lu günler yaşanırken…

Alıntılar:

🌉”Doğup büyüdüğü yer diken gibi batar mı adama? ” (s.87)

🌉”Asla çözemeyecek olsak da bu arayıştan hiç vazgeçmeyeceğiz, öyle değil mi? Yeni bir aşk, bir başka hayat, başka hayatlar, hikâyeler, bir kez daha, her defasında yeniden yeniden.” ( s.171)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s