Likya’nın Şarkısı | Seran Demiral

Likya’nın Şarkısı | Likya’s Song | Seran Demiral (1989)

Merhaba Sevgili Kitap Dostları!

O kadar sıcak bir kitap okudum ki💓Ana kahraman Likya olmak üzere arkadaşları Öykü ve Yalım, çello sanatçısı olan annesi Mısra, Mısra’ nın arkadaşı Linda, anneanne Güler o kadar doğaldı ki bayıldım her birine. Başlarda Likyacık annesinin işine olan aşkına çok kızıyor çünkü onunla ilgilenmediğini düşünüyor. Fakat kabul etmese de kendisi de duygularını içindeki müzikle ifade ediyor. Farklı duygular farklı tonda ve türde müzikle çıkıyor ağzından. Annesi ona hamileyken çok müzik dinletmiş ondan mı acaba 😊Bakın ne 💭düşünüyor Mısra Hanım⬇️⬇️

“- Günaydın!

– Günaydın diyorsun ama gün aymadı anne!

Kızının küçük isyanlarından hoşlanıyordu. Böyle anlarda hamileyken dinlediği müzikler gelirdi aklına. Herhalde Wagner yerine Brahms dinlese daha sakin bir çocuğu olabilirdi. Başkaldırmak, baş eğmekten daha iyidir, diye düşünüp bu defa kendi kendine güldü.” (sf.8)

Bu arada Likya babasız bir çocuk ve bu konuda soru soranlara “annem müzisyen, babam müzik “cevabı verebilecek denli uyum sağlamış ‘görünüyor’ olsa da işin aslı öyle değil elbette. Bu konuyu kurguda fazla eşelememiş , çıkarımı okuyana bırakmış yazarımız. Zira yaşadığımız çağda eskiye nazaran daha fazla çocuk tek ebeveynle büyüyor ve çocuklar da bunu yaşıyor zaten. Neyse efendim konuyu dağıtmayayım, sadede geleyim🙈

Hayat bu ya, her şey dahil yaşıyoruz çoluk çocuk. Anne Mısra hanım hastalanıyor; Likya önce bir belgeselde görüp ağladığı yavru filin sonra evlerindeki yaşlı kedileri Porsuk’un ölümünü düşünüyor. Dolayısıyla annesini de kaybedeceğini sanıp, endişeye kapılıyor. Bu duygularla nasıl başa çıktığını okuyup öğenin diyorum. Seran Demiral, çocuklar için böyle netameli bir konuyu gerçekçi ama kesinlikle sömürmeden işlemiş romanında. Her şey bir yana sadece bu nedenle bile takdiri hakediyor bence. Ölümü vurguladım diye yanlış anlamayın, arkadaş dayanışması, torun-anneanne ilişkisi, öğretmen-öğrenci iletişimi vb pek çok açıdan da okuma yapılabilir. Ancak “ölüm” kavramını çocuklara anlatmak her daim zordur. Çünkü “yokoluş” tur. Sonra ne olduğu hep sorulur.

Etkileyici bir romandı. Gerçekçiydi ve sımsıcaktı. Bence ebeveynler de okusun bu kitabı😊 Yayınevi yaş grubunu 10 yaş ve üstü (10+) olarak belirtmiş. Ancak çocuğunuzun hassasiyetini siz bilirsiniz. Fakat ailede ölümler yaşandıysa zaten bunu tecrübe etmiş olduklarından daha farklı bakabilirler.

Sonunu söylersem anlamı kalmaz fakat yorumumun başlarında yazdığım bir cümle zaten sonunu “ima ediyor”😉

🏅Çocuk edebiyatında ilk kez okuduğum bir kalem Sevgili Seran Demiral. Emeğinize sağlık, tebrik ve teşekkür ediyorum. Görme engelliler ile ilgili Parmak Uçları romanınız da okunacak. Aynı zamanda bilimkurgu ve distopya da yazıyormuşsunuz😊 Yolunuz açık olsun📚💫

📰Peki ben bu kitabı nereden buldum? Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki’nde buldum. Duayen çocuk edebiyatı yazarı Sayın Mavisel Yener’ in değerlendirmesiydi hem de💓

🎻Evet sevgili okurlar! Bence Likya’nın Şarkısı’na eşlik etsin çocukkarınız ve hatta siz de😊💓🎶🎵 Sevgimle ilettim efendim! Her daim kitaplarla, sağlıkla ve esenlikle!

Alıntıcıklar🎻

🎶🎻”Annem müzisyen, babam da müzik. Ben de bir şarkı sayılırım. Annemin en büyük bestesi.” sf.41

🎶🎻”-Ananee, bir şey soracağım, ama…
-Dedenden sonra âşık olup olmadığımı soracaksan, terliği kafana yersin!” sf.112

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s