FAYDASIZ BİLGİNİN FAYDASI | ABRAHAM FLEXNER

FAYDASIZ BİLGİNİN FAYDASI | THE USEFULNESS OF USELESS KNOWLEDGE | ABRAHAM FLEXNER ( 1866 – 1959 )

Cümleten Merhaba Değerli Kitap Dostları!

Okuduğum bu minik kitabı çok beğendim. Princeton’daki İleri Araştırmalar Enstitüsü’nü 1930’da tasarlayıp kuran ve 1939’a kadar kurucu yöneticisi olan Abraham Flexner’in 1939 yılında aynı isimle Harper’s Magazine tarafından yayımlanmış. Fakat bu makalenin temeli 1910 yılında yayımlanan Flexner Raporu’na dayanıyormuş. Öyle ki bu rapor sonrasında tıp okullarının yarısı kapanmış yarısı da reformdan geçmiş.

Merakın ve hayal gücünün insanlığın temel nitelikleri olduğunu, insan zihnine duvar örülmemesi gerektiğini vurgulayarak sınırsız araştırma yapmasına olanak sağlanmasına vurgu yapmış. Ve fakat bu ortamın ise ancak düşünce özgürlüğünün olduğu yerde meyve vereceğini özellikle vurgulamış.

Sınırsız araştırmalar sonucunda elde edilen bilgilerin bir amaca hizmet etmek yani “fayda sağlamak” zorunda olmadığını, bilimin bir nehir olduğunu, küçük derelerin yani O zaman için neye yaradığını ya da yarayacağını bilemediğimiz bilginin başka küçük derelerle / fikirlerle buluştuğunda engin nehirlere dönüşeceğini vurgulamakta. Bu yönde bilimsel icatlardan ve bilim insanlarından örnekler veriyor.

Bu kitabın adı Flexner’ın makalesinin adını taşımakla birlikte, bu makaleyi esas alarak İleri Araştırmalar Enstitüsünün yöneticisi Robbert Dijkgraaf’ın yazdığı başka bir makale de önsöz şeklinde kitabın girişinde yer almakta ki onu da ayrıca çok beğendim.

Şahsen sıkıcı bulmadan merakla ve keyif alarak okudum. Okurunu boğan değil bilgisini arttıran bir minik kitap olduğunu düşünüyor, ilgi duyabileceklerin ilgisine sunmaktan mutluluk duyuyorum. Sevgimle ilettim. Aşağıdaki alıntılar umarım ki sizi bu kitaba yönlendirsin😄

Alıntılar:

Güzellik bakanın gözündedir; dünyanın ve zihnin güzelliği bizim içimizdedir. Deneyler ve denklemler, teoriler ve teleskoplar, kütüphaneler ve laboratuvarlar gökten düşmedi. Hepsi gezegenimizde yapılan zanaattır. İnsan zekâsının, merakının ve gözüpekliğinin bilimde son derece hızlı ilerlemeler kaydedilmesini sağlayarak varoluşumuzun etrafındaki sır perdesini gittikçe daha fazla araladığı sıradışı bir çağda yaşıyoruz.” sf.41

Neredeyse her keşfin tarihi uzun ve kestirilemez niteliktedir. Biri burada, başka bir kişi ise şurada bir parçasını bulur. Ardından üçüncü bir aşama gelene ve bir dâhi çıkıp parçaları birleştirene ve belirleyici katkıyı yapana dek böyle gider.” sf.65

Bilim veya hümanizm alanında, zihinsel özgürlüğün meşrulaştırılması, yaratıcılıktan çok daha öteye varır; çünkü bu, insani farklılıklar yelpazesinin tamamına karşı hoşgörüyü içerir. İnsanlık tarihi karşısında, ırk ya da din temelli sevgi ya da nefretten daha aptalca ve gülünç ne olabilir? İnsanlık senfoniler, resimler ve engin bilimsel hakikati mi istiyor, yoksa Hıristiyan senfoniler, Hıristiyan resimler, Hıristiyan bir bilim veyahut da Musevi senfoniler, Musevi resimler, Musevi bir bilim mi istiyor? İnsan zihninin sonsuz zenginliğini ifade etmek için illa Müslüman ya da Mısırlı, Japon, Çinli, Amerikan, Alman, Rus ya da komünist veyahut da muhafazakâr mi olmak gerekiyor?” sf.68

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s