İLÂHÎ KOMEDYA | DANTE

İLÂHÎ KOMEDYA | DIVINA COMMEDIA | DANTE ALIGHIERI ( 1265 – 1321)

Cümleten Merhaba!

Kütüphanemizde 20 yıl bekleyen bu sabır abidesi muhteşem kitabı, Ortaçağ’da Edebiyat kapsamında #okudumbitti. Böyle bir motivasyon olmasaydı cesaret eder miydim emin değilim ama itici güç her ne olursa olsun pek samimi olarak, ciddi emek vererek bir o kadar da keyif alarak, öğrenerek, şaşırarak, hayran olarak okumaktan son derece mutluyum!

Baştan söyleyeyim lütfen benim gibi geç kalmayın okuma listenize alın diyorum.

Okuma yolculuğum 10 Mart 2018 de başlayıp araya başka kitaplar alarak 19 Mayıs 2018 sona erdi. Neyse ki bu yolculuk; Dante’nin 1300 yılı 7 Nisan Perşembeyi 8 Nisan Cumaya bağlayan gece başlayıp, 14 Nisan Perşembe günü sona eren “düşsel yolculuğu” kadar çileli geçmedi. Dante bu eserini 1307-1321 yılları arasında yazmış ve Comedia adını vermiş çünkü “Cehennem bölümünün ürkütücü ortamına karşılık, şiir, komedilerde olduğu gibi mutlu sonla biter.” Ayrıca herkesin anladığı dille (İtalyanca) yazılmıştır. Ne demek “herkesin anladığı dil” ? Antik Çağ Edebiyatı eserleri Latince ya da Yunanca yazılmış. 11. Yüzyılda ulusal diller ortaya çıkıyor ve bu sayede Dante, İlahi Komedya’yı İtalyanca yazıyor. Dolayısıyla İtalyan Edebiyatı’nı kuran bir şair olarak da tarihe geçiyor. Kitabın içeriğine girmeden bir de “Komedyazzi” bilgisi ekleyeyim; Dante eserine Comedia adını vermiş ama “İlâhi” (Divina) sıfatını ilk kez Boccaccio eklemiş. Kitabın ismi 1555 yılındaki baskısında bu şekilde kullanılınca, İlahi Komedya ( Divina Commedia) olarak benimsenmiş.

Geleyim içeriğine… Antik Çağın’ın çok tanrılı düzeninin yerine, Ortaçağ’da artık tek tanrılı dinler ortaya çıkmış ve dünya düzeni ahiret düzenine göre yaşanmaya başlamıştır. Bu arada İtalya’nın yönetiminde de bazı sıkıntılar olup bölümlere ayrılmalar vardır ki Dante karşı görüşte bir kişi olduğu için bir dönem sürgüne gönderilir. Aslında İlahi Komedya bir nevi onun haç yolculuğu gibi de düşünülebilir. Bu yolculuğun motivasyon kaynağı her ne kadar çocukken aşık olduğu Beatrice’ye ulaşmak ise de ( Beatrice 25 yaşında ölmüş) , dünyevi sevginin Tanrı Sevgisi’ne dönüştüğünü görüyoruz şiirin sonuna doğru. Çünkü Dante bu düşsel yolculukta iyi anlamda dönüşüm geçiriyor. Anlatımının muhteşem olduğunu özellikle vurgulamak isterim ki bu kadar zor bir eserde bize bu zevki tattıran çevirmen Rekin Teksoy’a minnet duymak gerek. Ne var dilinde Dante’nin? Ne yok ki sevgili okurlar, olağanüstü, kelimelerle tablo çizercesine bir anlatım yoğunluğu var. Öyle ki size görsel bir şölen sunuyor ve siz mısralar arasındayken okuduğunuz imgelemi gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. Örneğin “….kuş gibi” şeklinde biten benzetmenin önünde tam 9 mısra var O kuşu tanımlayan! Beni en etkileyen bölümün Cehennem bölümü olduğunu belirtmek isterim. Oranın atmosferini okurken ürperiyorsunuz. İçiçe geçmiş ve aşağıya inildikçe ( günah derecesi arttıkça) daralan 9 daireden oluşuyor Cehennem. Fazla detaya girersem kaybolma ihtimalim çok fazla. Önemli bir nokta da şu: 3 sayısı ve diğer pek çok sayı önemli bu eserde. 3 sayısı özelinde verilen referans Hristiyanlığın Üçlem (trinity) özelliği; Baba –Oğul- Kutsal Ruh ‘u temsil ediyor. Kitap 3 bölüm. Her bölüm içinde 3 olacak şekilde Cehennem 34 Kanto, Âraf ve Cennet ise 33’er Kantodan oluşuyor.

Bu düşsel yolculukta Dante’nin rehberleri var. Bunlardan biri Ustam, Bilge kişi, Rehberim diye hitap ettiği Vergilius. Dante, Vergilius’un Aeneis (Eneas) Destanını örnek alarak yazmış İlahi Komedya’yı, bu sebepten ustası. Cehennem bölümünden Araf’ın 30.uncu kantosuna kadar ona eşlik ediyor Vergilius. Daha sonra Beatrice devreye giriyor. Çünkü Vergilius’un Cennet’e girmesi yasak. Hristiyan inancına göre vaftiz edilmediği için günahkar sayılıyor. Antik çağda yaşamış bir ozan ve o zamanlar dinler yoktu. Bu yüzden Cehennem’in ilk dairesinde yer alan vaftiz olmamış iyi insanlar arasında.

İçeriğinde kutsal metinler, tarih, mitoloji, geometri, felsefe, teoloji dahil bilgiler içeren bir ansiklopedi özelliği de taşıyor. Bu şiirde karşınıza pek çok dipnot çıkacak. Bu dipnotları atlamadan sabırla okumanızı öneriyorum. Zira şiirde pek çok imge başka şeye referans. Yoksa dipnotları atlasanız, okumanızı kısa sürede bitirirsiniz ama orada yer alan pek çok ilginç bilgiyi de kaçırırsınız. Önsözü de atlamayın sakın olur mu? Mutlaka okuyun çünkü Rekin Teksoy çok güzel bir altyapı yapmış biz okurlar için. Hatta okurken kısa kısa notlar alın derim. Bu derece kapsamlı bir eseri ne derece toparladım bilmiyorum ama inanın daha hiçbir şey yazmadım desem yeri var. Sözü fazla uzatmadan burada keseyim zira yolumu kaybetmekten korkuyorum. İnsanlık gerçeğini de yüzümüze tokat diye vuran bu enfes eserden birkaç mısra ile veda ediyor, sadece fotoğrafına bakıp geçmeden, yorumu sonuna kadar sabırla okuyan her bir okura ayrıca teşekkür ediyorum. Sevgimle ve esere olan hayranlığımla iletmeye çalıştım. Sürç-i lisan ettiysem affola…

Ey doyumsuzluk, öyle boğuyorsun ki

ölümlüleri altında, kimse gözlerini

dalgaların üstüne çıkarma gücü bulamıyor kendinde!

İnsanların yüreğinde iyilik yeşeriyor,

ama sürekli yağan yağmur

erikleri çürütüyor.

Yalnızca küçük çocuklarda var artık,

inançla saflık, ama bıyıkları terlemeden önce

kaçıveriyor ikisi de.

Kekelerken oruç tutan kişi,

öğünlü öğünsüz demeden her şeyi

midesine indiriyor dili çözülünce,

emeklerken anasını seven,

sözünü dinleyen, anasının ölümünü

bekliyor büyüyünce.

sf.757 / 27.Kanto➡️Cennet /

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s