ÖYKÜ SERSEMİ | SİBEL K. TÜRKER

ÖYKÜ SERSEMİ | SİBEL K. TÜRKER

Selâmlar !

Öncelikle, kitaplığımda üç romanı ve üç öykü kitabı bulunan Sibel Türker’i doğru bir kitapla tanımak adına fikrini sorduğum canım Jale Sancak hocama teşekkür ediyorum.

Siz de benim gibi daha önce bu yazarı okumadıysanız Öykü Sersemi doğru bir seçim gerçekten.

10 öykünün onu da farklı kurgular içerse de ortak nokta, insanın iç dalgalanmaları, orada kopan fırtınalar, hesaplaşmalar ve korkular. Bunu, kimi zaman yoksul bir ailenin ilkokula giden küçük kızında, kimi zaman öldürülen bir gencin geri gelen ruhunda, ya da barda çalışan bir kadında veyahut bir bilimsel deneyin parçası olan insanlarda çok net yaşatıyor size yazarımız.

Kitabın 4.öyküsü olan ve kitaba adını da veren öyküde edebiyat- yayın dünyasının bir parçası farklı kişilerce yazılmış mektuplar şeklindeydi. Bunu okurken aklıma ilk gelen Haldun Taner’in Ayışığında Çalışkur isimli öyküsü oldu nedense.

Ayrıca Ben Ol adlı son öykü ise bir bilimsel rapor tarzında yapılmıştı.

Başta da belirttiğim üzere farklı kurguları enfes bir şekilde kaleme almış Sevgili Türker. Öykü okumayı özlemişim gerçekten. Okumanızı içtenlikle öneriyorum. 10 öyküyü, “acaba bunun konusunda ne var” diyerek merak içinde okuduğumu ve #çantamdakikitabım kapsamında yanımda taşıdığım halde, çantamda bırakamayıp evde de devam ettiğimi itiraf ediyorum efendim❤👌

Daha ne diyeyim; bunca lâkırdımdan maksat hasıl olmuştur zannınca😄

Sevgimle ilettim…

Bir miktar alıntıyla başbaşa bırakıyorum sizi ve güzel bir haftasonu diliyorum herkese💐🌹⚘❤🎶📚🔖🎬

Üzerime vazife olmayan işler yapmaya bayılırım. Yazar olmaya çalışmak meselâ, bunlardan biridir. Birilerinin ağzından hiç olmamış ve de olmayacak şeyler yazmak, uydurmak da diyebilirsin. Diyordun zaten: ” Bütün bunlar iyi hoş da, ne ifade ediyor, anlamıyorum.” sf.19

Kendi hayatlarını ve rüyalarını okuyamayanlar, başkaları söz konusu olunca pek cevvaldirler. Ve tüm insanlar hayatlarının ve dahi rüyalarının başkalarınca okunmasını ister, bu işi gönül rahatlığıyla bir yabancıya devrederler. sf.47

Edebiyat, açık seçik tanımlanmış bir süreç değil, yenilenen, oluşum halinde bir süreç, insanlığın yol öyküsüdür. sf.52

İnsan deneyecek, yanılacak ve yine deneyecektir. Yazı, yazamayışımızın ta kendisidir. sf.52

Oysa aşk kendini önemser ve cevap ister. Kötü soluklarının bile karşı tarafça duyulduğunu, hafızaya alındığını, altına bir tarih, bir gün, bir saat düşüldüğünü hayal eder: “Salı günü öksürüyordum. Sana âşığım!” Ne budalalık… sf.91

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s