İKİYE BÖLÜNEN VİKONT | ITALO CALVINO 

İKİYE BÖLÜNEN VİKONT | ITALO CALVINO

Soğuk savaşın ortasındaydık, havada öyle bir gerilim, öyle sağır bir parçalanma vardı ki, göze görünür imgelerle kendini belli etmiyordu, ama ruhlarımıza egemendi.” diyor Calvino.

Bu cümle burada dursun şimdilik.

Geleyim Vikont’a…

17.yüzyılda Türk-Avusturya savaşında bir top güllesinin boylu boyunca ikiye böldüğü Vikont Medardo’yu okuyoruz bu öyküde. ‘Kötü’ olan yarı sarayına dönerken, ‘İyi’ olan diğer yarısı iyileştirilerek sonradan ortaya “İyi ” yarı olarak çıkacaktır.

Masalsı öğeler karşımıza çıksa da aslında bir gerçeği anlatmış bize Calvino.

Ölmeden önce 3 öyküyü tek kitapta toplamış.Kitabın sonunda 1960 yılında yazdığı uzun notta ne yapmak istediğini detaylı olarak anlatmış.

Bu kitapta 1950-1960 arasında on yılda yazdığım üç öyküyü bir araya getiriyorum, ortak yanları inanılmaz olmaları ve uzak çağlarda, hayal ürünü ülkelerde geçmektedir.”

İkiye Bölünmüş Vikont’ta, Vikont Medardo’nun yeğeninin gözünden okuyorsunuz öyküyü/romanı. 

Kötü taraf geçtiği yerlerdeki bitki ya da hayvan her şeyin bir tarafını yok ediyor. Adaletsiz davranışları toplumda infial yaratıyor. Lâkin Kalvinist bir topluluk da var bu öyküde ve davranışlarının adil olmasını beklerken öyle bir cümle kurdurmuş ki kişiye haksızlığı ‘hasıraltı’ ettirerek dini inanışı da sorgulatıyor; aslında sorgulatmak ne kadar doğru bir ifade bilmiyorum belki yazarın deyişiyle “ruhlara egemen olan parçalanmayı” net olarak görüyorsunuz demek daha doğru olsa gerek. Bunu, İyi taraf ortaya çıkarıyor ve ezber bozarken denge de bozuluyor.

Romandaki, 

“İnsan, iki elinde de bir kılıç, kendi kendisiyle çatışıyordu.” (sf.79) 

cümlesiyle de açık olarak ne demek istediğini vermiş yazar.

Zaten Atalarımız Üçlemesi ile ilgili yukarıda bahsettiğim, kaleme aldığı notun bir yerinde 

“açık diye adladırılan türden üç öykü olsun istedim” diyor.

Ve bu 3 öykü “bireysel olmayan bir bütünlüğe ileten bir yol: özgürlüğe yaklaşmanın üç basamağı.” olarak sıralanmış yazarın deyişiyle.

İkiye Bölünmüş Vikont özelinde şöyle söylemiş

“İkiye bölünmüş, sakat kalmış, eksik, kendi kendine düşmandır çağdaş insan; Marx ona ‘yabancılaşmış’ demişti, Freud ‘bastırılmış’; eskiden bir uyum durumu varmış ki yitirilmiş, yeni bir bütünlük aranmakta. Öyküye bilinçli olarak vermeyi istediğim ideolojik-ahlaksal anafikir buydu.”

Cömertlik gösterip, bizi bu öyküleri yorumlama konusunda serbest bırakmış yazar 😄 

“Bu üç öyküyü dilediğiniz gibi yorumlamak da sizin bileceğiniz iş, şimdi onların doğuş aşamaları üstüne anlattıklarım sizi bağlamasın. Ben, varlığını insanoğlu olarak gerçekleştirme yolunda deneyimleri konu alan bir üçlü yazmak istedim.” 

demiş ve iyi etmiş.

Gerçekten de okurken hiç yorulmadan akıp gidiyor öykü lâkin bir okur olarak zihniniz geri planda düşünüyor. Teşbihte hata olmaz derler; siz bilgisayarda yazı yazarken arka planda uygulamalar çalışır ya öyle bir durumda buluyorsunuz kendinizi. Evet, bu “açık ” bir öykü, sizi imgelerle kanırtmıyor olabilir ama rahat da bırakmıyor. Yani basit bir şey anlattım derken, her ne kadar ‘dilediğimiz gibi yorumlamakda “serbest bıraktım” dese de, aslında okurun düşünce yapısını da “bölmüş” bence Calvino 😄

Benim anladığım şu: İçimizdeki Kötü ve İyi birbirini yerken, ortaya çıkan bütünsellik, kötülük yaparken de iyilik yaparken de edindiğimiz tecrübelerimizdir. Biz aslında bu karşıtların uyumu/uyumsuzluğu içinde bir bütünü oluşturuyoruz. Bu içsel savaşla yaşamak , iyi birşey mi yoksa insanı delirten birşey mi inanın bilmiyorum. Zaten ne demiş Sokrates: “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.” Eh o zaman , öğrenmeye devam diyerek bitireyim yorumu.

Diğer iki öyküyü/romanı okumaya devam edeceğim. Fakat onların her biri için ayrı birer yorum yazmayı düşünmüyorum. Hepsi bittiğinde genel bir yorum yazarım belki. Şimdilik sağlıcakla ve kitapla kalınız. Sevgimle ilettim…

“Kötü ruhlarda sapık düşüncelerin bir yılan sürüsü gibi çöreklenmediği, erdemli ruhlarda ise dünya nimetlerine sırt çevirmenin, özverinin çiçek açmadığı ay ışıklı bir gece yoktur.”
sf.75

“Bazen insan kendini eksik sanır, oysa sadece gençtir.” sf.81

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s